YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/25044
KARAR NO : 2012/45875
KARAR TARİHİ : 14.11.2012
Hırsızlık suçundan sanık …’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 491 /ilk, 522, 55/3, 59/2, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4, 5. maddeleri uyarınca 198 yeni Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına, para cezasının iki eşit taksit hâlinde tahsiline ve bu cezasının 647 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca ertelenmesine dair (KAHTA) Asliye Ceza Mahkemesinin 02/03/2006 tarihli ve 2005/332 esas, 2006/56 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 13.08.2012 gün ve 2007/13528/47394 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.08.2012 gün ve 2012/224390 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre,
1-Kayden 12/06/1987 doğumlu olup, suçun imlendiği 25/02/2002 tarihinde 15 yadını ikmal etmediği anlaşılan sanık hakkında tayin olan cezadan, 765 sayılı Kanun’un 55/3 maddesi yerine 2253 sayılı Kanun’un 12/2. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesinde,
2-647 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 4 ve 9. fıkralarında öngörülen düzenleme uyarınca taksit süresinin üçten eksik olamayacağının nazara alınmamasında,
3-5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23/1. maddesinde yer alan “çocuğa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda belirlenen ceza, en çok üç yıla kadar (üç yıl dahil) hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, bu husus hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın hüküm tesisinde,
4-Suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Kanun’un 24. maddesinde yer alan “Ceza Muhakemesi Kanununun uzlaşmaya ilişkin hükümleri suça sürüklenen çocuklar bakımından da uygulanır” hükmü uyarınca işlem yapılmamasında,
5-Kahta Asliye Ceza Mahkemesinin 24/04/2003 tarih ve 2002/59-2003/77 sayılı hükümlülük kararının, … tarafından temyiz edilmeksizin adı geçen sanık yönünden kesinleştiği; anılan kararın suçun diğer sanığı… tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 12/10/2005 tarih 2004/12562 esas, 2005/12650 sayılı kararı ile “01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 31. Maddesinin fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmamış olan çocukların cezai sorumluluğu yoktur, hükmü ile aynı kanunun 7. maddesi nazara alınarak kayden 20/08/1990 doğumlu olup, suç tarihi olan 25/02/2002 tarihinde 12 yaşını bitirmemiş olan sanık… hakkında 5271 sayılı CMUK.nın 223. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde yasal zorunluluk bulunması,” denilerek bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyularak, bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen sanık …’da yararlandırılarak 02/03/2006 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5252 sayılı Yasanın 9. maddesinde Yasa koyucu sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri uyarınca yapılacak uyarlama yargılaması ve sonuçlarını özel olarak düzenlemiş bulunduğundan, somut olayda 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesi yanlış anlam verilerek yapılan bozmalarda uygulama koşul ve olanağının bulunmadığı; sanık … hakkında verilen 24/03/2004 tarih ve 2002/59-2003/77 sayılı kararının kendisi yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği gerçeğinin, yasa koyucunun iradesine aykırı yöntemle çözülemeyeceği, Yargıtay Ceza Genel Kumlunun 18/09/2007 gün ve 2007/125-2007/186 sayılı kararında da açıklandığı üzere, bozma ilâmı sonrasındaki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen ve hükümlü konumuna giren sanık … Kumaz hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren diğer sanık… hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca hükümlü sanık … hakkındaki dosyanın diğer sanık… hakkındaki davadan ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
24.04.2003 tarihli hükmün, sanık … yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği gözetilmeden, Yargıtay 10.Ceza Dairesince, sanık…. yönünden, suç tarihinde 12 yaşını doldurmamış olmasından dolayı ceza sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle bozulması üzerine, diğer sanıklar yönünden de yargılamaya devam edilerek 02.03.2006 tarihinde yeniden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
5320 sayılı Yasanın 8.maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.’nun 325.maddesi ile paralel düzenleme içeren 5271 sayılı CMK.’nun 306. maddesi uyarınca bozmanın sirayeti, bozma sebebinin, hükmü temyiz etmeyen veya kendileriyle ilgili temyiz bulunmayan sanıklara da uygulanma olanağına sahip bulunmasına bağlıdır. Suç tarihinde 12 yaşından küçük olan sanığın ceza sorumluluğunun bulunmadığına ilişkin bozma sebebinin, yaşları daha büyük olan diğer sanıklara sirayetinden sözedilemeyeceği gibi hakkındaki hüküm kesinleşen sanık … yönünden yapılan yargılamanın, koşulları ve sonuçları farklı olan uyarlama yargılaması olarak kabulüne de yasal olanak bulunmamaktadır. Nitekim, uyarlama yargılaması 5252 sayılı Yasanın 9.maddesinde açıkça düzenlenmiş olup, devam eden yargılama ile sürdürülmesinin, infazda yaratacağı sorunlar nedeniyle mümkün olmadığı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 gün, 2007/125-186 sayılı kararında açıkça belirtilmiştir. Hakkındaki hüküm temyiz edilmeden kesinleşen sanık … hakkında 02.03.2006 tarihli ikinci hüküm hukuken geçersiz olup, uyarlama kararı olarak kabul edilmesi de mümkün bulunmadığından, kesinleşmeden sonraki yasa değişiklikleri nedeniyle ayrıca uyarlama kararı istenebileceği dikkate alınarak, (KAHTA) Asliye Ceza Mahkemesinin 02.03.2006 gün, 2005/332, 2006/56 sayılı hukuken yok hükmündeki kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 14.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.