YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/25536
KARAR NO : 2012/46005
KARAR TARİHİ : 14.11.2012
Elektrik hırsızlığı suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-f. maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5 maddesi uyarınca sanığın kaçak kullandığı elektrik bedeli olan 202,71 Türk lirasını karar kesinleştiği tarihe kadar işleyen yasal faizi ile deneme süresi içinde ödemek koşulu ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrasına göre 5 yıl süre ile denetim süresine tâbi tutulmasına dair Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/05/2010 tarihli ve 2009/594 esas, 2010/418 sayılı kararını müteakip, sanığın ödeme koşulunu yerine getirmediğinden bahisle 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi uyarınca sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasına, sanığın 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, aynı Mahkemenin 08/09/2011 tarihli, 2009/594 esas, 2010/418 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 13/09/2012 gün ve 2012/14446-51761 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/10/2012 gün ve 2012/245243 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Bakırköy 10. Asliye Ceza Mahkemesince dosya üzerinden inceleme yapılarak sanık hakkında hüküm kurulmuş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. fıkrasında yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, mahkemece sanığın celp edilmesi, varsa diyecekleri sorulup, anılan fıkra uyarınca değerlendirme yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, savunma hakkını kısıtlayacak biçimde yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık hakkında, 26.05.2010 tarihli kararla, elektrik enerjisi hırsızlığı suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, deneme süresi içerisinde ödeme koşulunun yerine getirilmemesi nedeniyle duruşma açılmaksızın dosya üzerinde inceleme ile 08.09.2011 tarihli ek kararla hükmün açıklanmasına karar verilmiştir.
5271 sayılı Yasanın hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması başlığını taşıyan 231. maddesinin 1. fıkrasında, duruşma sonunda, 232. maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak, gerekçesinin ana çizgileriyle anlatılacağı, 2. fıkrasında, hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresinin bildirileceği, 4. fıkrasında ise hüküm fıkrasının herkes tarafından ayakta dinleneceği düzenlenmiştir.
Açıklanması geri bırakılan mahkumiyet hükmü, ancak açıklanmakla hukuki sonuç doğurmaya başlayıp, infaza elverişli hüküm niteliğini kazanacağından, 5271 sayılı Yasanın 231.maddesinin 1 ila 4. fıkralarında öngörülen yöntemin esas alınması suretiyle duruşma açılarak, sanığın çağrılması ve oluşan yeni duruma göre savunmasının tespitinden sonra anılan maddenin 11.fıkrası uyarınca değerlendirme yapılıp, hükmün açıklanması gerekmektedir. Dosya üzerinde inceleme ile karar verilmesi, savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacağından, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, (BAKIRKÖY) 10.Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen, 08.09.2011 gün ve 2009/594, 2010/418 sayılı ek kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca, öncelikle 6352 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca işlem yapılmak üzere sonraki işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, 14.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.