YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/11316
KARAR NO : 2014/15744
KARAR TARİHİ : 04.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I-)Sanıklar …, … ve … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik adı geçen sanıkların müdafiileri ile katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 Sayılı Kanunun 26.maddesi ile 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna eklenen geçici 2. maddede, bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından verilenler hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dâhil adli para cezasına mahkûmiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamayacağının belirtildiği, hüküm tarihine göre sanıklar …, … ve … hakkında mala zarar verme suçundan hükmolunan cezaların miktarları ve türleri dikkate alındığında, söz konusu hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, sanıkların müdafiileri ile katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin 1412 Sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II-)Sanık … hakkında hırsızlık, işyeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından verilen beraat kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Avukatlık ücretine yönelik bir temyiz itirazı olmadığından ve beraat hükmünü temyiz etme konusunda da hukuki yararı bulunmadığından, sanık … müdafiinin temyiz isteğinin 1412 Sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince REDDİNE,
III-)Sanıklar …, …, …, … hakkında mala zarar verme suçundan verilen beraat kararlarına yönelik katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 21.01.2014 tarihli ve 2013/2-686 E., 2014/19 K. sayılı kararında belirtildiği gibi mala zarar verme suçunun konusu ile hırsızlık suçunun konusunun aynı tanışır mal olması halinde, ayrıca mala zarar verme suçundan da ceza verilemeyeceği, sanıkların çelik kasayı alıp götürdükleri ve sonrasında kırdıklarının anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
IV-)Sanıklar …, …, … ve … hakkında işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
İşyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükümlerde temel cezada önce TCK’nın 119/1-c. maddesi uyarınca artırma yapılması, belirlenen ceza üzerinden TCK’nın 43. maddesindeki zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekirken, 5237 Sayılı TCK’nın 61.maddesinin 4. ve 5. fıkralarına aykırı olarak sanıklar hakkında TCK’nın 116/4. maddesinden sonra zincirleme suç hükümleri uygulanmış ise de, sonuç cezayı etkilemediğinden bu uygulama bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
5237 Sayılı TCK’nın 53.maddesinin 1.fıkrasının ( c ). bendinde yer alan hak yoksunluklarının kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden ise mahkum oldukları hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağı gözetilmeden, sanıkların aynı Yasanın 53/1-c.maddesinde yazılı haklardan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş,sanıklar …, …, …, … müdafiilerinin ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 1412 Sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılık yeniden yargılanmayı gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322.maddesi uyarınca hüküm fıkralarından TCK’nın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümler çıkartılarak, yerine “kasten işlemiş olduğu suçtan hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanığın 5237 Sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin “a, b, c, d, e” bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3.fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin eklenmesine karar verilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
V-)Sanık … hakkında işyeri dokunulmazlığının ihlali ve hırsızlık suçlarından verilen beraat kararı,
Sanık … hakkında işyeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından verilen beraat kararı,
Sanıklar …, …, … hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan verilen beraat kararlarına yönelik katılanlar vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
1-)Sanık … hakkında işyeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından verilen beraat kararı ile ilgili olarak, 03.01.2011 20:00 ile 23:50 saatleri aralığında katılanlara ait işyerine iki kez girilerek hırsızlık yapıldığı, sanık …’ın birinci hırsızlık olayında diğer sanıklarla birlikte hareket ettiği, diğer sanıkların işyerinin kapısına zarar vererek kapıyı açıp içeri girdikleri, aralarındaki görev dağılımı gereği sanık…’in dışarıda gözcülük yaptığı, işyerinden çalınan malzemelerin bir kısmının sanık…’in evine götürülüp bırakıldığı, sanıklar …, …, …’in beyanları ile sanık …’ın savunmaları dikkate alındığında, önceden aldıkları karar çerçevesinde sanık…’in suçlara doğrudan katıldığı ve TCK’nın 37/1.maddesi uyarınca işyeri dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme suçları yönünden diğer sanıklarla birlikte sorumlu olduğu gözetilmeden, yetersiz gerekçelere dayanılarak sanık… hakkında beraat kararı verilmesi,
2-)03.01.2011 günü gece saat 23:50 sıralarında işyerine ikinci kez girilip çelik kasanın çalınması olayına sanık …’nın katıldığı, hatta çelik kasanın sanık Murat’ın kullandığı … plakalı ticari taksi ile taşındığı, sanığın ifadeleri ve diğer sanıkların anlatımları karşısında suçun sabit olduğu, işyeri dokunulmazlığının ihlali ve hırsızlık suçları kapsamında sanık …’nın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği düşünülmeden, dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçelerle atılı suçlardan sanığın beraatine karar verilmesi,
3-)Sanıklar …, …,…’in Çoban’ın, katılanlara ait işyerinden çaldıkları iki adet dizüstü bilgisayar ile bir adet masaüstü bilgisayarı sanıklar … ve …’a sattıkları, işyerinden çalınan çelik kasanın ise … tarafından sanık …’a satıldığı, sanıkların söz konusu eşyaları satın alırken fatura veya benzeri bir belge almadıkları, hırsızlık suçunu yapan kişileri önceden beri tanıdıkları, … ile sanık …’ın akraba oldukları dikkate alındığında, hırsızlık malı olduğunu öngörebilecek konumda olmalarına rağmen bu eşyaları satın almak suretiyle sanıklar …, … ve …’ın suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu
işledikleri gözetilerek, atılı suçtan sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
VI-)Sanıklar … ve … hakkında suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine karşı adı geçen sanıkların müdafiileri ile katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
TCK’nın 165.maddesi uyarınca belirlenen 6 ay hapis cezasından çevrilen adli para cezası ile 5 gün karşılığı olarak doğrudan verilen adli para cezasının karar yerinde ayrı ayrı gösterilmesi gerekirken, hapisten çevrilen ve doğrudan verilen cezalar toplanarak sanıklar 3700 TL adli para cezasına hükmolunması suretiyle infazda karışıklığa neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … müdafiileri ile katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 1412 Sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılık yeniden yargılanmayı gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322.maddesi uyarınca sanıklar … ve … hakkında TCK’nın 165/1.maddesi uyarınca belirlenen 6 ay hapis cezasının, TCK’nın 50/1-a. maddesi uyarınca 180 gün karşılığı adli para cezasına çevrilmesine, TCK’nın 52.maddesi uyarınca 180 tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak takdir edilen 20 TL ile çarpılması suretiyle 3600 TL adli para cezasının belirlenmesine, doğrudan verilen 5 gün adli para cezasının bir gün karşılığı 20 TL ile çarpılması sonucunda 100 TL adli para cezasının belirlenmesine, sonuç olarak sanıkların hapisten çevrilen 3600 TL adli para cezası ve doğrudan verilen 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
VII-) Sanıklar …, …, …, …, … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik adı geçen sanıkların müdafiileri ile katılanlar vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Hırsızlık suçundan kurulan hükümlerde temel cezada önce TCK’nın 143.maddesi uyarınca artırma yapılması, belirlenen ceza üzerinden TCK’nın 43. maddesindeki zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekirken, 5237 sayılı TCK’nın 61.maddesinin 4. ve 5. fıkralarına aykırı olarak sanıklar hakkında TCK’nın 142/1-b. maddesinden sonra zincirleme suç hükümleri uygulanmış ise de, sonuç
cezayı etkilemediğinden bu uygulama bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-)Birinci hırsızlık olayında sanık …’ın önceden aldıkları karar çerçevesinde diğer sanıklarla birlikte hareket ettiği, aralarındaki görev dağılımı gereğince diğer sanıklar işyerine girerken sanık…’in dışarıda gözcülük yaptığı, sanık…’in suça doğrudan katıldığı ve TCK’nın 37/1.maddesi hırsızlık suçundan diğer sanıklarla birlikte sorumlu olduğu gözetilmeden, koşulları bulunmadığı halde 5237 Sayılı TCK’nın 39/2-c. maddesi uygulanarak sanık…’e eksik ceza verilmesi,
2-)5237 Sayılı TCK’nın 61.maddesiyle cezanın belirlenmesinde, izlenmesi gereken yöntem açık ve denetime imkan tanıyacak bir biçimde ortaya konulmuştur. Buna göre suç tanımında belirtilen cezanın alt ve üst sınırı arasında ceza belirlenirken madde hükmündeki ölçütler dikkate alınacaktır. Bu düzenleme ile soyut gerekçelerle cezanın alt ve üst sınırdan belirlenmesi şeklindeki yanlış uygulamanın önüne geçilmek istenmiştir. Bir suçtan dolayı TCK’nın 61.maddesi gereğince temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurulacak ve somut gerekçeler de belirtilmek suretiyle kanundaki cezanın alt ve üst sınırı arasında takdir hakkı kullanılacaktır. Ayrıca temel ceza belirlenirken aynı Kanun’un 3.maddesinin birinci fıkrasındaki “suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.” şeklindeki hüküm de gözetilmek zorundadır.
Temel ceza belirlenirken gösterilen gerekçelerin, dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerle uyumlu olması gerekir. Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan cezanın şahsileştirilmesi kuralının amacı ceza ve sanık arasında uygun dengeyi sağlamaktır. İki sınır arasında cezayı belirleme hakime ait ise de, bu yetkinin kullanılmasında adalet ve nesafet kurallarına bağlı kalınması, bu bağlamda suçun işleniş şekli, zararın ağırlığı, kastın yoğunluğu gibi hususların göz önünde tutulmasının yanında gösterilen gerekçelerin dosya ile uyumlu olması gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde,
Sanıkların, gece saat 20:00 sularından sonra katılanlara ait işyerinin önüne gittikleri, kilit göbeklerini kırarak çelik kapıyı açıp içeri girdikleri, işyerinden iki adet dizüstü bilgisayarı, bir adet masaüstü bilgisayarı, bir adet monitörü alıp götürdükleri, bu eylemlerinden kısa bir süre sonra işyerinde kalan çelik kasayı almak amacıyla aynı işyerine ikinci kez girip çelik kasayı da çaldıkları olayda, 5237 Sayılı TCK’nın 61.maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman, meydana gelen
zarar, sanıkların kasta dayalı kusurlarının ağırlığı göz önünde bulundurarak alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle temel cezanın belirlenmesi gerekirken, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınmadan, işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı olmayacak biçimde sanıklara alt sınırdan ceza verilmesi,
3-)5237 Sayılı TCK’nın 53/4.maddesine göre kısa süreli hapis cezaları ertelenen kişiler hakkında aynı maddenin 1.fıkrasının uygulanamayacağı, somut olayda sanık … hakkında hükmedilen 1 yıl 2 ay 12 gün hapis cezasının TCK’nın 49/2.maddesi gereğince kısa süreli olmadığı, bu nedenle 53.maddenin 3.fıkrasına göre, mahkum olduğu uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında aynı Kanun maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde belirtilen kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin uygulanamayacağının anlaşılması karşısında, sanık …’ın 5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinin 1.fıkrasında sayılan haklardan yoksun bırakılmasına karar verildiği halde, … ile ilgili hüküm fıkrasının sonunda 53.maddenin 1.fıkrasının uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek hükümde çelişkiye neden olunması,
4-)5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinin 1.fıkrasının ( c ). bendinde yer alan hak yoksunluklarının kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden ise mahkum oldukları hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağı gözetilmeden, sanıklar …, …, … ve …’in; aynı Yasanın 53/1-c.maddesinde yazılı haklardan koşullu salıverme tarihine kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …, …, …, … ve … müdafiileri ile katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 04.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.