YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/17693
KARAR NO : 2013/15637
KARAR TARİHİ : 12.06.2013
Buluntu malı sahiplenmek suçundan sanık …’in, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 511, 552/son, 59/2. maddeleri gereğince 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, evvelce işlemiş olduğu suçtan dolayı HENDEK Sulh Ceza Mahkemesinin 17/10/2002 tarihli ve 2002/235-34 sayılı ilâmı ile verilen adlî para cezasının 765 sayılı Kanun’un 95/2. maddesi uyarınca aynen infazına dair, Hendek Asliye Ceza Mahkemesinin 26/01/2006 tarihli ve 2005/293 esas, 2006/37 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 18/04/2013 gün ve 2013/6121/25198 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/05/2013 gün ve 2013/145045 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre;
1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. bendinde yer alan “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 160. maddesine göre asgari hadden takdir olunacak hapis cezasının aynı Kanun’un 50/1. bendinde sayılan seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmeyerek 765 sayılı Kanun’un lehe olduğundan bahisle sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde,
2-Sanığın sabıkasında mevcut … Sulh Ceza Mahkemesince verilen erteli ağır para cezasının 765 sayılı Kanun’un 95/2. maddesi uyarınca aynen infazına karar verilmiş ise de, 5237 sayılı Kanun’un 51. maddesinin 7. fıkrasında, denetim süresi içerisinde yeniden suç işlenmesi durumunda sadece erteli hapis cezasının infazının öngörüldüğü cihetle, sanığa adlî para cezası verilmesi sebebiyle yürürlükte bulunmayan anılan madde uyarınca sanığın aleyhine olarak erteli cezanın infazına karar verilmesinde,isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1- (1) no’lu kanun yararına bozma istemi nedeniyle yapılan incelemede;
22.10.2004 tarihinde işlenen suçtan dolayı kurulan hükümde, yerel mahkemece, 765 sayılı Yasanın lehe olduğu, 5237 sayılı Yasanın 160.maddesinde öngörülen cezaların alt sınırları itibariyle sanığın aleyhine olduğu kabul edilmiş ise de, 647 sayılı yasanın 4.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilip, sanığın hapisten çevrilen adli para cezasına ilişkin adli sicil kaydı nedeniyle 647 sayılı Yasanın 4.maddesinin uygulanmasında yasal zorunluluk bulunmaması karşısında, 5237 sayılı Yasanın 50/3.maddesinde yer alan, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olmak koşuluyla, otuz gün ve daha az süreli hapis cezalarının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğu nedeniyle 5237 sayılı Yasanın lehe olduğu yönündeki kanun yararına bozma isteminde belirtilen hususlar benimsenmekle birlikte, 5237 sayılı Yasanın 160.maddesinde, hapis ve adli para cezalarının seçimlik ceza olarak öngörülmesi ve aynı yasanın 50/2.maddesinde, seçimlik cezalardan hapis cezasına hükmedilmesi halinde bu cezanın artık adli para cezasına çevrilemeyeceğinin düzenlenmesi nedeniyle, adli para cezası dışında diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilecek olan hapis cezasının, seçenek yaptırımın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde aynı maddenin 6.fıkrası uyarınca tamamen veya kısmen infazına karar verilebileceğinden, 5237 sayılı Yasanın 160.maddesinde seçenek olarak adli para cezasının da öngörülmesi nedeniyle lehe olduğunda tereddüt bulunmayıp, kanun yararına bozma istemi bu itibarla yerinde görüldüğünden, … Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen, 26.01.2006 gün ve 2005/293, 2006/37 sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesinin 3.fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4.fıkra (d) bendinin verdiği yetkiyle, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Yasanın 160.maddesi uyarınca, suç tarihinde aynı yasanın 61.maddesinin 5560 sayılı Yasa ile eklenen 9.fıkrası yürürlükte bulunmadığından, TCK.’nun 52.maddesinin 1.fıkrası gözetilerek, yerel mahkemenin alt sınırdan ceza tayini yönündeki takdirine göre 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 62.maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak adli para cezasına esas alınan gün sayısının 4 güne indirilmesine, bu sonuç gün sayısı ile aynı yasanın 52/2. maddesi uyarınca bir gün karşılığı 20,00 TL.’ nin çarpılması suretiyle sanığın 80,00 TL.adli para cezası ile cezalandırılmasına, infazın bu miktar üzerinden yapılmasına, hükmün diğer bölümlerinin aynen korunmasına,
2- (2) no’lu kanun yararına bozma istemine gelince;
5237 Sayılı TCK.’nun 51.maddesinde sadece hapis cezalarının ertelenmesi ve aynen infazının düzenlendiği, adli para cezalarının aynen infazı konusunda düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle kanun yararına bozma isteminde bulunulmuş ise de, somut olayda, 647 Sayılı Yasanın 6.maddesi uyarınca ertelenmiş bulunan adli para cezasının, 765 sayılı Yasanın 95/2.maddesi uyarınca aynen infazına karar verilmiş olması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 27.12.2011 gün, 2011/8-183-304 sayılı kararında da, önceki cezanın 647 sayılı Yasanın 6. maddesi uyarınca ertelenmiş para cezası olması halinde, 765 sayılı TCY’nın 95/2. maddesi uyarınca aynen infaz kararı verilebileceği ve bu durumun karma uygulamaya neden olmayacağı açıkça belirtilmekle, aynen infaz kararında isabetsizlik görülmediğinden, hükümde 765 sayılı Yasanın 95/2.maddesi yanında, uygulama ile ilgisi bulunmayan 5237 sayılı Yasanın 51/son maddesinin yazılması fazlalık olarak kabul edilerek, Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen, 26.01.2006 gün ve 2005/293, 2006/37 sayılı karara yönelik (2) no’lu kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 12.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.