YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/18281
KARAR NO : 2013/17295
KARAR TARİHİ : 26.06.2013
Hırsızlık suçundan suça sürüklenen çocuk … hakkında yapılan yargılama sonucunda 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23/1-2-3. maddeleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, suça sürüklenen çocuğun 5 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına dair Manisa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/05/2006 tarihli ve 2005/284 esas, 2006/406 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 25/04/2013 gün ve 2013/6757-27210 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/05/2013 gün ve 2013/156014 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Gerekçeli karar başlığında karar tarihinin 24/04/2006 olarak gösterilmesinin ve suç tarihinin 12/11/200 olarak gösterilmesinin mahallinde düzeltilebilir eksiklik olduğu gözetilerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesinde yer alan, “Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenleme ile aynı maddenin 11. fıkrasındaki “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” biçimindeki düzenleme nazara alındığında, öncelikle mahkemece anılan Kanun’un 232/6. maddesi uyarınca denetime imkân verecek biçimde bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı CMK.’nın 231.maddesinin 5.fıkrası uyarınca, hükmolunan ceza süresine göre değerlendirilmesi gereken ve kurulan hükmün sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden hükmün açıklanmasının geri bırakılması, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.06.2010 gün, 2010/70-159 sayılı kararında da belirtildiği gibi, esas itibariyle bünyesinde iki karar barındıran bir
kurumdur. İlk karar teknik anlamda hüküm sayılan, ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması halinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması halinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmü, ikinci karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği, varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır. Bu itibarla, hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde öncelikle mahkumiyet hükmü kurulması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, …Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen, 24.05.2006 gün ve 2005/284, 2006/406 sayılı kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 26.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.