YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/21050
KARAR NO : 2013/24057
KARAR TARİHİ : 23.10.2013
Hırsızlık, mala zarar verme ve iş yeri dokunulmazlığını ihlâl suçlarından sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 151/1 ve 116/2. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis, 4 ay hapis ve 6 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, mala zarar verme suçuna ait 4 ay hapis cezasının aynı Kanun’un 51. maddesi gereğince 2 yıl denetime tâbi tutularak ertelenmesine, iş yeri dokunulmazlığını ihlâl suçuna ait 6 ay hapis cezasına ilişkin hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi gereğince 5 yıl süre ile geri bırakılmasına dair Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/10/2012 tarihli ve 2006/765 esas, 2012/2545 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 27/05/2013 gün ve 2013/8435-33950 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/06/2013 gün ve 2013/199298 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Tüm dosya kapsamına göre;
1-Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 26/07/2006 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında hırsızlık suçundan kamu davası açıldığı, konut dokunulmazlığını ihlâl ve mala zarar verme suçlarından açılmış bir dava bulunmadığının gözetilmemesinde,
2-Kayden 29/01/1987 doğumlu olup, suçun işlendiği 12/01/2005 tarihinde 18 yaşını ikmâl etmediği anlaşılan sanık hakkında tayin olunan cezadan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/3. maddesi gereğince indirim yapılmamasında,
3-Yaşı küçük sanık hakkında suç vasfına göre 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerekmesi karşısında, uzlaşma hükümlerinin öncelikle uygulanması suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin dikkate alınmamasında,
4-Sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezalarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50/3. maddesi uyarınca anılan maddenin 1. fıkrası bentlerindeki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmiş bulunulmasında,
5-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/4 maddesindeki, “Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.” şeklindeki hüküm karşısında, yazılı şekilde sanık hakkında kısa süreli hapis cezası verilip ertelendikten sonra 53/1. maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına karar verilmesinde,
6-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/8. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde, 5560 sayılı Kanun’un 40. maddesi ile değişik 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23. maddesine göre, suça sürüklenen çocuk sanıkların 3 yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulması gerektiği gözetilmeden, aleyhe olacak şekilde bu sürenin 5 yıl olarak belirlenmesinde, 7-Şartları oluşmasına rağmen bir suçtan belirlenen cezanın ertelenmesine karar verirken, başka bir suçta gerekçe göstermeden erteleme müessesesinin uygulanmamasında,
8-5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun “çocuk mahkemesi, asliye ceza mahkemesi ile sulh ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar bakımından, suça sürüklenen çocuklar hakkında açılacak davalara bakar” şeklindeki 26/1. maddesi karşısında genel mahkeme olarak kovuşturma yapılıp yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5395 sayılı Yasanın 23. maddesinin, 5560 sayılı yasa ile yapılan değişiklikten önceki ilk hali uyarınca üç yıla kadar hapis cezaları için hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının mümkün bulunması, 5271 sayılı Yasanın 231.maddesinin 7.fıkrasındaki hükme benzer sınırlayıcı bir düzenleme içermemesi, zararın giderilmesi koşulunun çocuğun ailesinin veya kendisinin ekonomik durumunun elverişli olmaması halinde aranmayabilmesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden suç tarihi itibarıyla uygulanabilecek lehe hüküm 5395 sayılı Yasanın 23. maddesinin yasalaşan ilk hali olup, bu durumda deneme süresinin beş yıl olarak uygulanmasında isabetsizlik bulunmamakla birlikte, sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23.maddesinin yasalaşan ilk hali uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, CMK.’nın 231. maddesi ile uygulama yapıldığı hususu da belirlenmiş olup, bu yönden de yasa yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 23.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.