Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2013/22772 E. 2013/20472 K. 12.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/22772
KARAR NO : 2013/20472
KARAR TARİHİ : 12.09.2013

Hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından suça sürüklenen çocuklar …, … ve … hakkında Eskişehir Çocuk Mahkemesinin 10.02.2012 gün ve 2009/167, 2012/109 sayılı kararının, suça sürüklenen çocuklar müdafiileri tarafından temyizi üzerine, dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonunda; 15.04.2013 gün ve 2013/5600, 2013/7960 sayılı ilam ile suça sürüklenen çocuk … hakkında her iki suçtan kurulan mahkumiyet hükümlerinin mala zarar verme suçu yönünden oyçokluğuyla onanmasına, diğer sanıklar hakkındaki hükümlerin ise sosyal inceleme raporu aldırılmadan hüküm kurulması ve suça sürüklenen Gökhan’ın mala zarar verme suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olup olmadığı konusunda rapor aldırılmaması yönünden bozulmasına karar verilip, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.06.2013 gün ve 2012/74988 sayılı itirazı üzerine, dosya dairemize gönderilmekle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 308.maddesinin, 6352 Sayılı Yasanın 99.maddesi ile eklenen 3.fıkrası uyarınca yapılan incelemede;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yakınana ait park halindeki otomobilin kapısını kanırtıp açarak, direksiyon alt muhafaza kapağını kırıp, kabloları keserek düz kontakla çalıştırmak suretiyle çalma eylemi nedeniyle hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından açılan kamu davasında, eylemin her iki suçu da oluşturduğu yönündeki yerel mahkeme kararında isabetsizlik görülmeyip, hükmün sanıklardan biri yönünden onanmasına, diğer sanıklar yönünden de başka sebeplerle bozulmasına yönelik dairemiz kararına, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, hırsızlık konusu eşyanın çalınması sırasında çalınan eşyaya zarar verilmesi halinde, ayrıca mala zarar verme fiilinden dolayı ceza verilemeyeceği, sanığın özel olarak çalınan eşyadan faydalanma kastı bulunup, mala zarar verme kastından sözedilemeyeceği gerekçesiyle itiraz edilmiş ise de;
Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde mala zarar verme suçundan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikayet aranmayacağını öngören 5237 sayılı TCK.’nun 142.maddesinin 4.fıkrasının gerekçesinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun

09.10.2012 gün ve 2012/6-375, 2012/1809 sayılı kararında da irdelendiği üzere, “kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza” kuralı gereğince, hırsızlık suçunun işlenmesi için mala zarar verilmesi halinde her bir suçtan ayrıca ceza verilmesi zorunluluğunun benimsenmesi karşısında, suça konu otomobilin çalınması sırasında kapısına ve kablolarına zarar verilmesi nedeniyle mala zarar verme suçundan da hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmayıp, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin bu sebepten bozulmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkin itirazı yerinde görülmediğinden, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 308.maddesinin, 6352 Sayılı Yasanın 99.maddesi ile eklenen 3.fıkrası uyarınca itiraz hakkında karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 12.09.2013 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

Muhalif Üye

KARŞI OY:

Mala zarar verme suçunun konusu ile hırsızlık suçunun konusunun aynı olması durumunda, ayrıca mala zarar verme suçundan ceza verilemeyeceği; çünkü somut olaylarımızda olduğu gibi sanıklar hırsızlık suçundan cezalandırılırken suçun konusunu oluşturan aracı (zarar gören

direksiyon altı kapağı ve kesilen kabloları ile birlikte) çaldığı için zaten ceza almaktadırlar. Bu nedenle aracın kontak kapağının kırılması ve kabloların kesilmesi nedeniyle ayrıca mala zarar vermek suçundan hüküm kurulması halinde; sanıklar, mala zarar verme suçunun konusunu oluşturan zarar gören kontak kapağı ve kabloların (araçla birlikte) hem çaldığı için hemde kırdığı için olmak üzere iki kez cezalandırılmaktadır.
Aslında bir malın çalınması, mala zarar verme suçundaki zarar kavramından daha geniş ve kapsamlı olarak zarar kavramını da içerisinde barındırmaktadır. Bu durumu biraz açacak olursak; her iki suç da 5237 sayılı TCK.nun onuncu bölümünde “mal varlığına karşı suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir. İki suçunda koruduğu hukuki değer kişinin mal varlığıdır. Tamamlanmış tipik bir hırsızlık eyleminde sanık, zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden tamamını veya bir kısmını almak suretiyle, müştekinin mal varlığına zarar vermektedir. Mala zarar verme suçunda ise sanık, başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkıp, tahrip edip, yok edip, bozmak suretiyle kullanılamaz hâle getirip veya kirleterek zarar vermektedir. Her iki suç tipinde de mağdur mal varlığı itibarıyla zarar görmektedir. Hırsızlık suçunda sanık suça konu malı alıp götürmek suretiyle tamamen ortadan kaldırmaktadır. Bu durumda mağdur yönünden artık bunun ötesinde daha fazla bir zarar olasılığı bulunmamaktadır. Sanıkta bu eyleminin karşılığı olarak 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesindeki kriterler gözetilerek hırsızlık suçundan cezalandırılmaktadır. Mala zarar verme suçunda ise, sanık çoğu zaman malın tamamını ortadan kaldırmamakta, tahrip etmek suretiyle kısmen veya tamamen kullanılmaz hale getirmektedir. İki suçu bir birinden ayıran önemli özellik ise; hırsızlıkta sanık faydalanma amacıyla eylemini gerçekleştirdiği halde, mala zarar verme suçunda, mağdura zarar verme saiki ile hareket etmektedir. Ancak iki suçu bir birinden ayıran sanığın

bu saikinin, korunan hukuki yarar/değer yönünden bir önemi olmadığı için, somut olayımızda olduğu gibi, suça konu aracın kontak kapağı kırılarak ve kabloları kesilmek suretiyle çalınmasında; suçun konusunu oluşturan mal, aracın tamamı olup, zararda aracın çalınmasıdır. Korunan hukuki yararda mağdurun mal varlığı/otomobilidir. Bu nedenle en ağır cezayı içeren hırsızlık suçundan ceza verilmekle yetinilmelidir.
Mağdurlar yönünden suça konu aracın kontak kapağı kırılıp ve kabloları kesilerek çalınması ile kırılmadan çalınması arasında bir fark olmadığı gibi, aracın tamamen çalınarak uğratılmış olduğu zarar dışından, ayrıca korunacak bir hukuki yararı veya aracın çalınma biçimine ilişkin korunacak hukuki bir değerde sözkonusu değildir. Bu nedenle sanığın aracı çalmak amacıyla araca zarar vermesi eyleminin ayrıca mala zarar verme suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden yerel mahkemenin yazılı şekilde hırsızlık suçunun yanı sıra mala zarar verme suçundan mahkumiyet kararı vermesi yanlıştır.
Bir kısım yazarlar, 5237 sayılı TCK.nun 142/4. maddesinde“ (Ek fıkra: 06/12/2006 – 5560 S.K.6.md) Hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığının ihlâli veya mala zarar verme suçunun işlenmesi halinde, bu suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikâyet aranmaz”
biçimindeki düzenlemeye göre sanığın, suça konu aracı çalmak için aracın camını kırması, kapısını veya kapı kilidini aletle zorlayarak kırıp veya zarar vererek açması biçimindeki eyleminin, malı çalmak için yapılmış olması halinde ayrıca mala zarar verme suçunun da oluşturduğu ileri sürülmekte ise de;
maddenin düzenleniş biçimi irdelendiğinde yeni bir suç düzenlenmediği açıktır. Soruşturulması ve kovuşturulması şikayet koşuluna bağlı iki suç yönünden, şikayet koşuluyla ilgili olarak istisnai bir düzenleme yapmıştır. Aslında anılan madde Yasaya konulmadan öncede hırsızlık suçunun işlenmesi amacıyla konut dokunulmazlığını ihlâl veya mala zarar verme suçlarının işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlarında oluştuğu, yerel mahkemelerce ve yüksek Yargıtay
tarafında kabul edilmiş olup, halen uygulama da bu şekilde devam etmektedir. Örneğin, aracın camı kırılıp içerisinden teyp veya çantanın çalınması, konut veya işyerinin kapı veya kilidi kırılarak içeriden eşyanın çalınması hallerinde, ayrıca mala zarar verme suçunun da oluştuğu tartışmasız kabul edilmektedir.
Ancak tartışma konumuz yukarıda da açıkladığımız gibi bu durumdan farklıdır. Hırsızlık suçunun konusu ile mala zarar verme suçunun konusunun aynı olması, başka bir ifadeyle sanığın, çalmak istediği veya çalmış olduğu malı, bulunduğu yerden aldığı sırada zarar vermesi halinde ayrıca mala zarar verme suçundan ceza verilip verilemeyeceğine ilişkindir. Örneğin sanığın, kapısı açık aracın kontak kilidini bozarak veya kırarak düzkontak yapıp aracı çalması, aracın teybini yerinden çıkardığı sırada teybin düğmesini veya baş kısmını kırarak teybi çalması veya yakınanın omuzundaki çantanın sapını hissettirmeden keserek çantayı çalması biçimindeki eylemlerinde, ayrıca mala zarar verme suçundan mahkumiyet kararı verilip verilemeyeceğidir. Bu örneklerde de olduğu gibi hırsızlık ve mala zarar verme suçlarının konusu aynı mal olup korunan hukuki yarar tektir. Daha ağır ceza içeren hırsızlık suçundan ceza verilmesiyle yetinilmelidir.
Bu nedenlerle sanıkların, suça konu aracın kontak kapağını kırıp ve kabloları keserek düzkontak yaparak çalması biçimindeki eylemleri nedeniyle, hırsızlık suçundan mahkumiyet kararı verilmesiyle yetinilmesi gerektiğini, ayrıca mala zarar verme suçundan mahkumiyet kararı verilmesinin yanlış olduğu düşüncesiyle sayın çoğunluğun, mala zarar verme suçundan kurulmuş olan mahkumiyet hükmünün onanmasına ilişkin görüşüne katılmıyoruz. Ayrıca sanıklar … ve … yönünden de bozma nedeni yapılması gerektiğini düşünüyoruz.

… …