Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2013/24201 E. 2013/23256 K. 09.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/24201
KARAR NO : 2013/23256
KARAR TARİHİ : 09.10.2013

Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını ihlal etme ve mala zarar verme suçlarından sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 143, 116/2-4, 151/1, 31/3 (üç defa), 62 (üç defa), maddeleri uyarınca 11 ay 20 gün hapis, 5 ay hapis ve 1 ay 20 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, söz konusu cezanın aynı Kanun’un 51/1 maddesi uyarınca ertelenmesine dair ANTALYA 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/10/2007 tarihli ve 2004/451 esas, 2007/932 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 05.07.2013 gün ve2013/11056/43880 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.07.2013 gün ve 2013/243265 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Sanık müdafiinin yüzüne karşı verilen söz konusu kararda, kanun yolu başvuru şeklinin hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması suretiyle olacağının, başvurmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin, başvuru süresinin müdafi yönünden tefhim ile başlayacağının gösterilmesi gerekirken kanun yolu bilgilerinin eksik gösterildiği, ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2011 tarihli ve 2011/8-377 esas, 2011/301 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, savunma ve yasa yollarına başvurma açısından yeterli düzeyde hukuki bilgiye sahip olan müdafiin kanun yollarına nasıl başvurulacağını, başvurmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğini bilmemesi düşünülemeyeceğinden, yasa yolu bildirimindeki bu eksiklik müdafii açısından bir yanılgı ve bu bağlamda hakkın kullanılması yönünde bir engel oluşturmayacağı gibi sanık ya da müdafiinin eksikliğin kendisini temyize başvuru şekli konusunda yanılgıya düşürdüğüne ilişkin bir anlatıma da rastlanılmaması karşısında bahsedilen kararın kesinleşmiş bulunduğu değerlendirilerek yapılan incelemede,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” şeklindeki 50/3. maddesi karşısında dosya arasındaki sabıka kaydına göre daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan sanık hakkında verilen kısa süreli hapis cezalarının seçenek yaptırımlara çevrilmemesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Fiili işlediği tarihte, 18 yaşından küçük olan sanık … yönünden, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23.maddesinin, yasalaşan ilk hali uyarınca, hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılmadığı hususu da belirlenmiş olup, bu yönden de yasa yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 09.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.