Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2013/25067 E. 2013/22911 K. 07.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/25067
KARAR NO : 2013/22911
KARAR TARİHİ : 07.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, konut dokunulmazlığını ihlal etme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından sanıklar …ve … ile suça sürüklenen çocuk …’in mahkumiyetlerine ilişkin Eğil Asliye Ceza Mahkemesinin 18.05.2007 tarih 2006/67 esas 2007/127 karar sayılı kararının sanıklar müdafii ve yakınanlar vekilince temyizi üzerine Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonunda; 14.01.2013 gün.2011/21324 esas 2013/240 karar sayılı ilamı ile;
Yakınanlar … ve … vekilinin temyiz isteminin reddine,sanıklar Saadet ve Songül hakkında katılan … ve yakınan Abdullah’a karşı mala zarar verme suçundan, yakınan Abdullah’a karşı konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından ve sanık … hakkında katılan …’ye karşı konut dokunulmazlığını ihlal etme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin onanmasına, suça sürüklenen çocuk … hakkında yakınan …ile katılan …’ye karşı mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından, sanık … hakkında ise katılan …’ye karşı konut dokunulmazlığını ihlal etme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin ise bozulmasına karar verilip, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.07.2013 gün,2013/98109 sayı ile “hükmün II nolu kısmında yer alan sanıklar … ve… hakkında şikayetçi …’a yönelik olarak mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından, verilen onama kararının kaldırılarak, hükmün bozulması ve hükmün III nolu kısmında yer alan sanık …’in şikayetçi …’a yönelik olarak mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından, verilen Bozma kararına bir bozma sebebi daha ilave edilerek hükmün bozulmasına karar verilmesine” ilişkin itirazı üzerine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.07.2012 gün,457-1077 sayılı kararı ve 5271 sayılı CMK.nun 6352 sayılı Yasanın 99.maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince dosya Dairemize gönderilmekle yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2012 gün ve 453/36 sayılı,12.06.2012 gün ve 560/227 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere “Haksız tahrik, failin haksız bir fiilin yarattığı hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında hareket ederek bir suç işlemesini ifade eder ki, bu durumda fail suç işleme yönünde önceden bir karar vermeksizin, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısında yarattığı karışıklığın sonucu olarak suç işlemeye yönelmektedir.
Haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için;
a) Tahriki oluşturan bir fiil olmalı,
b) Bu fiil haksız bulunmalı,
c) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
d) Failin işlediği suç bu ruhi durumun tepkisi olmalı,
f) Haksız tahrik teşkil eden eylem, mağdurdan sadır olmalıdır. “
Buna göre; bir haksız eylemin haksız tahrik nedeni sayılabilmesi için, diğer koşullarla birlikte, haksız eylemin bizzat mağdurdan kaynaklanması gerekmektedir.
Somut olayda sanıklar …ve …ile suça sürüklenen çocuk …’in ağabeyleri olan … yakınan …’in oğlu olan … tarafından öldürülmüş, bu olayın hemen sonrasında, sanıklar ve suça sürüklenen çocuk yakınana ait konuta girerek yakmak suretiyle zarar vermişlerdir. Yakınan …’in öldürme olayına katıldığına ilişkin kanıt ve bu yönde iddia da bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, konut dokunulmazlığını ihlal etme ve yakarak mala zarar verme suçlarının mağduru olan …’in ,sanıklara yönelik bir haksız hareketinden söz etmeye olanak bulunmayıp, sanıklar yönünden haksız tahrik hükümlerinin uygulanma koşulları oluşmamıştır.
Açıklanan nedenlerle Dairemizin sanıklar Saadet ve Songül yönünden onama kararında ve suça sürüklenen çocuk … yönünden bozma kararı ve nedenlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmediğinden, 6352 sayılı Yasa ile değişik, 5271 sayılı CMK.nun 308/3. maddesi uyarınca itiraz konusunda bir karar verilmek üzere, dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 07/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.