YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/31538
KARAR NO : 2014/2398
KARAR TARİHİ : 03.02.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma, Mühür bozma
HÜKÜM : Ceza verilmesine yer olmadığına, Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I- Katılan vekilinin karşılıksız yararlanma suçundan 05.03.2013 tarihinde verilen karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık hakkında karşılıksız yararlanma (elektrik hırsızlığı) ve mühür bozma suçundan açılan kamu davaları sonucunda 23.03.2010 tarih,644-179 sayılı kararla karşılıksız yararlanma (elektrik hırsızlığı) suçundan beraatine ve mühür bozma suçundan cezalandırılmasına dair verilen kararın sadece sanık tarafından ve mühür bozma suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik olarak temyiz edildiği,karşılıksız yararlanma (elektrik hırsızlığı) suçundan verilen beraat kararına yönelik bir temyiz isteminin bulunmaması nedeniyle hükmün kesinleştiği, 6352 sayılı Yasanın 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.07.2012 tarihli iade kararı üzerine karşılıksız yararlanma (elektrik hırsızlığı) suçundan verilen kararın hukuken geçersiz olduğu anlaşıldığından katılan vekilinin konusu olmayan temyiz isteminin CMUK’nın 317.maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE,
II- Sanığın mühür bozma suçundan 23.03.2010 tarihinde verilen hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1)Sanığın kişiliği,sosyal ve ekonomik durumu,yargılama sürecinde duyduğu pişmanlık ve suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak cezasının seçenek yaptırımlara çevrilip çevrilemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken “geçmişte kasıtlı suçlardan mahkumiyetinin bulunduğu” gerekçesiyle TCK’nın 50.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2)Sanığın sabıkasına esas ilamların silinme şartlarının gerçekleştiği ve daha önce kasıtlı suçtan üç aydan fazla hapis cezası ile cezalandırılmayan sanığın suçu işledikten sonraki yargılama sürecinde pişmanlık gösterip göstermediği nazara alınıp tekrar suç işleyip işlemeyeceği konusunda oluşan kanaat değerlendirilerek cezasının ertelenip ertelenmeyeceğine karar verilmesi gerekirken,“suça meyili kişiliği nazara alındığında bir daha suç işlemeyeceği konusunda kanaate ulaşılamaması nedeniyle” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle hükmolunan cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi,
3)Sanık hakkında,hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken,CYY’nın 231. Maddesinde sayılan nesnel (objektif) ve öznel koşulların değerlendirilip buna ilişkin gerekçelerin gösterilmesi gerektiği,sanığın sabıkasına esas ilamların silinme şartlarının gerçekleşmesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini engellemeyeceğinden CYY’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendinde gösterilen ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi için aranan nesnel (objektif) koşulunun bulunduğu, aynı maddenin (c). bendinde gösterilen ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin nesnel (objektif) koşullardan bir diğeri olan suçun işlenmesi ile mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesinde esas alınacak zararın, kanaat verici basit bir araştırmayla belirlenecek maddi zarar olduğu,mühür bozma suçunun zarar doğurmaya elverişli suçlardan olmadığı gözetilerek,sanık hakkında CYY’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen, “kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyecekleri hususunda kanaate varılması” öznel (sübjektif) koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken “sanığın,adli sicil kaydı incelendiğinde geçmişte kasıtlı suçlardan mahkumiyetinin bulunduğu”biçimindeki gerekçeyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
4)TCK’nın 53/1-c maddesinde belirtilen velayet hakkından vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin aynı maddenin 3.fıkrası uyarınca sadece sanığın kendi alt soyu yönünden koşullu salıvermeye kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş,sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 03/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.