Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2013/33368 E. 2014/24738 K. 28.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/33368
KARAR NO : 2014/24738
KARAR TARİHİ : 28.10.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I-Sanık hakkında mala zarar verme suçundan verilen hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Mala zarar verme suçundan doğrudan hükmolunan adli para cezasının miktar ve türüne göre; 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Yasa’nın 26.maddesi ile 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’a eklenen geçici 2.maddesi gereğince doğrudan hükmolunan 3000 TL dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerinin temyizi mümkün olmadığından, sanığın temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE,
II-Sanık hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçlarından verilen hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanığın, işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan, 5237 sayılı TCK’nın 116/2 maddesi yerine 116/3 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
1-Sanığın aşamalarda alınan tüm savunmalarında, “Atılı suçları işlemediğini, katılanın işyerine yakın yerde kendisinin de işyerinin bulunduğunu ve katılanın işyerine sürekli gidip geldiğini, bu nedenle parmakizinin çıkmış olabileceğini…” bildirmesi, katılanın da aşamalardaki ifadelerinde, “Sanığın kendi işyerine yakın mesafede işyerinin olduğunu, zaman zaman kendisinden alışveriş yaptığını, suçu sanığın işlediğinden emin olmadığını…” bildirmesi ile parmak izinin, işyerinin giriş kapısının cam çerçeve dış yüzeyinden elde edilmiş olması karşısında; yüklenen suçları sanığın işlediğine dair, parmakizi dışında, cezalandırılmasına yeterli, her türlü
kuşkudan uzak, hukuka uygun, kesin ve inandırıcı delillerin nelerden ibaret olduğu denetime olanak verecek şekilde açıklanıp tartışılmadan, yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi,
2-Kabule göre de;
A-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/02/2009 tarih ve 2008/11-250, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin objektif koşullarından birisi de suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi olduğu ancak herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşulun aranmayacağı ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçunun zarar doğurmaya elverişli suçlardan olmadığı ve sanığın kasıtlı bir suçtan mahkumiyetinin bulunmadığı gözetilmeden, sanığı kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki kanaat ile hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekirken, “Mağdurun zararını karşılamamış olması nedeniyle 5271 sayılı Yasanın 231/6-c maddesindeki koşullar oluşmadığından aynı Yasa’nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına” biçimindeki dosya içeriğine uygun olmayan, yetersiz gerekçe ile işyeri dokunulmazlığını bozma suçundan verilen hükmün, açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
B-Suç için, yasada, kısa süreli özgürlüğü bağlayıcı ceza (hapis cezası) ve para cezası seçenekli olarak öngörülmüş olup da, mahkemece özgürlüğü bağlayıcı cezaya (hapis cezasına) hükmedilmişse, bu ceza artık adli para cezasına çevrilemez (5237 sayılı TCK.m.50/2). Bu durumda, yasada yalnızca adli para cezasına çevrilemeyeceği belirtildiği için, önlemlere çevrilebilir.
5237 sayılı TCK’nın 116/2 maddesindeki suç tanımında, hapis cezası ile adli para cezası seçenekli olarak öngörülmüştür. Mahkemece hapis cezasına hükmedilmesine karşın, bu cezanın artık adli para cezasına çevrilemeyeceği gözetilmeden, hapis cezasının adli para cezasına dönüştürülmesi suretiyle aynı Yasanın 50/2.maddesine aykırı davranılması,
C-5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrasına göre, hırsızlık suçundan mahkum olduğu uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında aynı kanun maddesinin 1. fıkrası (c) bendinde belirtilen kendi alt soyu
üzerindeki velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 28/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.