YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/36798
KARAR NO : 2013/30554
KARAR TARİHİ : 19.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dairemizin, 18.04.2013 tarihli kararı ile; “Ayrıntılar Ceza Genel Kurulunun 18.03.2008 günlü 2008/9-7-56, 13.05.2008 günlü 2008/10-101-113 sayılı ve 20.03.2012 gün ve 2011/235 esas, 2012/110 karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere, “kendisine zorunlu müdafi atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu müdafiye yapılan tefhim veya tebliğ kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmaz. Bu durumda zorunlu müdafi sanığın lehine gibi görünen bazı işlemler yapmış olsa; örneğin temyiz dilekçesi vermiş olsa dahi, hükmün sanığın kendisine de tebliğ edilmesi ve sanık tarafından temyiz dilekçesinin verilmesi halinde, temyiz isteminin kabul edilmesi gerektiğinin” anlaşılması karşısında; sanığın talimat mahkemesinde alınan ifadesinde, savunman atandığı, ancak sanığın yargılandığı asıl mahkemesindeki zorunlu savunmandan haberdar olmadığı, … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.10.2009 günlü hükmünün mahkemenin istemi üzerine atanan savunman Av. …’in yokluğunda verilip, adı geçen savunman tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği ancak atanan anılan savunmandan sanığın haberdar olmadığı anlaşıldığından;
Suça sürüklenen çocuk …’ye, anılan kararın tebliği ile tebligat belgeleri (gerektiğinde ihtaratlı tebligat sağlanıp) ve sunarsa temyiz dilekçesi de eklenerek, ayrıca atandığından haberinin olmadığı savunmanın verdiği temyiz dilekçesini kabul edip etmediği sorulmak üzere dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği,
Sanık … … bilinen son adresinin, adı geçen sanığın 17.05.2009 tarihinde talimat ile … 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde savunmasının alınması sırasında bildirdiği adresi olması, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/1. maddesinin “Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır” hükmünü; ek 10/2. maddesinin “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri
adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmünü; ek 21/2. maddesinin “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmünü içermesi karşısında, hükmün, öncelikle sanığın bilinen son adresi olan savunmasında bildirdiği adresine tebliğ için gönderilmesi, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde sanığın adres kayıt sisteminden tespit edilen adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunun 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın bildirdiği bu adres tebliğe elverişsiz gibi kabul edilerek doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunun 21/2. maddesine göre 30.05.2013 tarihinde yapılan tebliğin geçersiz olduğu anlaşıldığından; 21.10.2009 tarihli mahkumiyet kararının mahkemeye bildirdiği en son adresine hukuka uygun bir şekilde sanık … …’ya tebliği ile müdafiinin temyizine onayı olmadığını açıkça bildirmediği takdirde temyiz istemini kabul etmiş sayılacağı hususunun tebligat belgesinde açıklanması, ayrıca temyiz dilekçesi sunması halinde dosyaya eklendikten sonra incelenmek üzere dairemize gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 19.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.