Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2013/5759 E. 2013/5924 K. 21.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5759
KARAR NO : 2013/5924
KARAR TARİHİ : 21.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Suça sürüklenen çocuk … müdafiinin yüzüne karşı verilen hükümde, temyiz süresinin tefhim ve/veya tebliğden başlayacağı belirtilerek, yasa yolunun başlangıcı konusunda yanıltıcı ifadeler kullanılmış ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05.10.2010 gün ve 2010/2-169 Esas, 2010/188 karar sayılı ve 01.02.2011 tarih, 2010/5-244 Esas, 2011/14 karar sayılı kararları doğrultusunda, suça sürüklenen çocuk müdafii olan avukatın yapmış olduğu avukatlık mesleğinin gerektirdiği yasal yükümlülük gereği temyiz başvurusunun süresinin başlangıcını bilmesinin zorunlu olduğu gözetilerek, hükmü 1412 sayılı CMUK.nun 310. maddesinde öngörülen yasal süreden sonra 12.01.2010 tarihinde temyiz eden suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz isteğinin aynı kanunun 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
2- Suça sürüklenen çocuklar …, … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde;
Tutuklu yargılanan suça sürüklenen çocuk … ve …’a iddianamenin 07.04.2009 tarihinde cezaevinde bizzat tebliğ edildiği anlaşılmakla tebliğnamedeki (2) nolu bozma düşüncesine, “sanıkların eylemlerinin gerçekleştiği saatin (02:00) gece yarısından sonra olması, etrafın sakinleşmesi ve kişilerin normal uyku saatlerinden sonraya isabet etmesi” gerekçesi ile suça sürüklenen çocuklar hakkında belirlenen cezadan 5237 sayılı TCK.nun 143. maddesi uyarınca en üst oranda artırım yapılmasında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki (5) nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, suça sürüklenen çocuk …’in diğer suça sürüklenen çocuklarla önceden anlaşarak verdikleri karar uyarınca, gözcülük yaparak suça doğrudan katıldığı gözetilmeden, 5237 Sayılı Yasanın 37/1. maddesi yerine, 39/1. maddesi ile uygulama yapılması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
a – Oluşa ve dosya içeriğine göre, suça sürüklenen çocuklar …, …, … ve …’in önceden verdikleri karar doğrultusunda, 06.02.2009 tarihinde, geceleyin, mağdura ait işyerinin camını kırarak cips, çikolata, çerez ve bisküvi çaldıkları, 23.02.2009 tarihinde ise, suça sürüklenen çocuklar …, … ve …’in, aynı mağdura ait işyerinin ahşap penceresinin kenarını levye ile zorlayıp, briketleri çıkararak içeri girip, sigara, bisküvi, çikolata ve madeni paraları çaldıkları, davanın dayanağını oluşturan iddianamede ise, suç tarihinin 23.02.2009 olarak yazıldığı, içeriğinde ise her iki olayın karıştırılarak, tek bir olaymış gibi anlatıldığının anlaşılması karşısında, yetersiz iddianameye dayanılarak ek iddianame de tanzim ettirilmeden tüm suça sürüklenen çocuklar hakkında mahkumiyet hükmü kurulması ve hangi hırsızlık olayı hakkında dava açıldığı anlaşılmamasına karşın, sanık … hakkında, hırsızlık ve mala zarar vermek suçlarından 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
b – Suç tarihinde 12-15 yaşları arasında bulunan suça sürüklenen çocuk …’un, 5237 Sayılı TCY.nın 31. maddesinin 2. fıkrası uyarınca işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamayacağı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği konusunda uzman doktor raporu alınıp sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, suça sürüklenen çocukla yüz yüze görüşme yapılamadan alınan ve yetersiz olan sosyal inceleme raporuyla yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
c – Hükmün tefhim edildiği oturumda hazır bulunan suça sürüklenen çocuk …’dan son sözünün sorulmaması, sorulmuş ise bu hususun tutanağa geçirilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 216/3 maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
d – Suç tarihinde 18 yaşından küçük olup daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan suça sürüklenen çocuk … hakkında mala zarar vermek suçundan hükmolunan kısa süreli hapis cezasının 5237 Sayılı TCK.nun 50/3. maddesi uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi,
e- 5237 sayılı TCK.nun 50/3. maddesinde daha önce hapis cezası ile mahkum olmayan 18 yaşını doldurmamış çocukların mahkum edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezalarının aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrileceği belirtilmiş, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106/4.maddesinde “Çocuklar hakkında hükmedilen adli para cezasının ödenmemesi halinde bu ceza hapse çevrilemez, bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Her ne kadar 5237 sayılı TCK.nun 50/6.maddesinde seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde tedbire çevrilen kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verileceği belirtilmiş ise de, yukarıda açıklanan düzenlemeler karşısında 5237 sayılı TCK.nun 50/6.maddesinin çocuklar yönünden uygulanamayacağı, hükmolunan seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde diğer seçenek tedbirlerden birine veya adli para cezasına karar verilebileceği sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde kısa süreli hapis cezasından çevrilen seçenek tedbirin yerine getirilmemesi halinde hapis cezasının tamamen veya kısmen infaz edileceği ihtarı yapılamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar …, … ve … müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 21.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.