YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/10692
KARAR NO : 2014/8764
KARAR TARİHİ : 01.04.2014
Tebliğname No : 2 – 2013/21480
MAHKEMESİ : Kartal 4. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 11/12/2012
NUMARASI : 1993/966 (E) ve 1994/828 (K)
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Kartal 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.12.1994 tarihli kararının 07.11.1995 tarihinde, temyiz edilmeden kesinleştiği, infaz aşamasında 5237 sayılı TCK’nın yürürlüğe girmesi nedeniyle Kartal Cumhuriyet Başsavcılığının uyarlama talebi üzerine dosyanın yeniden ele alınarak uyarlama kararı verildiği, ceza zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı ve cezanın infaz edilip edilmeyeceği hususlarının dosya içerisinde mevcut belgelerden anlaşılamaması nedeniyle bu hususun infaz sırasında mahallinde değerlendirilmesinin gerektiği belirlenerek, uyarlama yargılaması sonucu verilen hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
I-5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9/1. maddesine göre 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak Türk Ceza Kanununun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir. Aynı Kanunun 9/3. maddesine göre de lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.
Bu düzenlemelerden ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 2005/3-162-173 sayılı kararından anlaşılacağı üzere, kesin yargı haline gelmiş bir hükümde değişiklik yargılaması yapılması, önceki hükümde sabit kabul edilen olaya her iki yasanın tüm hükümleri birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerektirir. Sonraki yasa suçun unsurlarını veya özel hallerini değiştiriyorsa veya cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım veya indirim nedenlerinin değerlendirilmesi gerekiyorsa, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi ya da ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılması zorunlu ise, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece duruşma açılarak; 5237 sayılı TCK’nın 142. maddesinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1 maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olması nedeniyle kesinleşen hükümde, hükümlünün temyize gelmeyen sanıkla birlikte gece vakti yakınana ait işyerinin muhkem ve sağlam olan kepenk kilidini ve kapı camını kırarak içeri girip, oto teybi ve elektronik eşyaları çalmaları suretiyle işledikleri hırsızlık eyleminde 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143, 31/3 maddesine uyan hırsızlık suçunun yanı sıra, aynı Yasanın 151/1, 116/2-4, 119/1-c, 31/3 maddelerine uyan mala zarar verme ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçlarının da oluştuğu, mala zarar verme ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçları yönünden suç tarihinde yürürlükte bulunan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 24. maddesinde öngörülen uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı değerlendirilip sonucuna göre lehe Yasanın belirlenmesi gerekirken, evrak üzerinde yapılan inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
II-Kabule göre de;
1-İşyeri dokunulmazlığını bozma suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirildiğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 119/1-c maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-5237 sayılı TCK’nın 31/3 maddesinin, 01/06/2005 ile 08/07/2005 tarihleri arasında yürürlükte olan ve hükümlünün lehine olan şekline göre, suç tarihinde 15-18 yaş arasında bulunan hükümlü hakkında hüküm kurulurken, söz konusu madde gereğince 1/2 oranında indirim yapılması gerekirken 1/3 oranında indirim yapılarak fazla ceza belirlenmesi,
3-Kasıtlı bir suçtan mahkumiyeti bulunmayan hükümlü hakkında, zarar doğurmaya elverişli olmayan işyeri dokunulmazlığını bozma suçu yönünden, hükümden önce 08.02.2008 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 Sayılı Yasa’nın 562.maddesi ile değişik 5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesi uyarınca ve bu maddenin 6.fıkrasına 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7.maddesi ile eklenen cümle de gözetilerek; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, uyarlama yargılamasında kazanılmış hakkın söz konusu olmayacağının gözetilmesine, 01/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.