Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2014/12498 E. 2014/8776 K. 01.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/12498
KARAR NO : 2014/8776
KARAR TARİHİ : 01.04.2014

Tebliğname No : 6 – 2013/184686
MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 29/01/2013
NUMARASI : 2012/1159 (E) ve 2013/21 (K)
SUÇ : Hırsızlık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
6217 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 3. madde uyarınca, o yer Cumhuriyet Savcısının, hükmün kendisine gönderildiği 27.02.2013 tarihinden sonra 1412 sayılı CMUK’un 310/1. maddesindeki yasal bir haftalık süre içinde, 05.03.2013 tarihinde hükmü temyiz ettiği belirlenerek yapılan incelemede;
I-5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9/1. maddesine göre 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak Türk Ceza Kanununun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir. Aynı Kanunun 9/3. maddesine göre de lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.
Bu düzenlemelerden ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 2005/3-162-173 sayılı kararından anlaşılacağı üzere, kesin yargı haline gelmiş bir hükümde değişiklik yargılaması yapılması, önceki hükümde sabit kabul edilen olaya her iki yasanın tüm hükümleri birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerektirir. Sonraki yasa suçun unsurlarını veya özel hallerini değiştiriyorsa veya cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım veya indirim nedenlerinin değerlendirilmesi gerekiyorsa, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi ya da ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının
kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılması zorunlu ise, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece duruşma açılması sonucunda; 5237 sayılı TCK’nın 142. maddesinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 491/4, 522 maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olması nedeniyle kesinleşen hükümde, sanığın şikayetçiye ait iş yerine camını kırarak gece vakti girmek suretiyle işlediği hırsızlık eyleminde 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143 maddesine uyan hırsızlık suçunun yanı sıra, aynı Yasanın 151/1, 116/2-4 maddelerine uyan mala zarar verme ve işyeri dokunulmazlığını bozma suçlarının da oluştuğu, işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçları yönünden 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254. maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı ve cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olgular değerlendirilip sonucuna göre lehe Yasanın belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi,
II-Kabule göre de;
765 sayılı TCK ve 5237 sayılı TCK’nın karşılaştırması sonucu 765 sayılı TCK’nın hükümlü lehine olduğunun belirlenmesi halinde 765 sayılı TCK’ya göre verilip kesinleşen hükmün aynen infazına, uyarlama talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, önceki hükümden farklı olarak alt sınırdan verilen cezanın lehe olduğu gerekçesiyle 765 sayılı TCK’nın 491/4, 522, 59/1, 81/2 maddeleri uyarınca yeni bir hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, uyarlama yargılamasında kazanılmış hakkın söz konusu olmayacağının gözetilmesine, 01/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.