Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2014/14420 E. 2014/14977 K. 28.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/14420
KARAR NO : 2014/14977
KARAR TARİHİ : 28.05.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet, temyiz isteminin reddi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I-)Sanık …’un temyiz isteminin incelenmesinde;
Temyiz isteminin reddine ilişkin 03.01.2012 tarihli ve 2008/79 E, 2011/79 K. sayılı ek kararda bir isabetsizlik görülmediğinden, bu karara yönelik sanık …’un temyiz itirazlarının reddiyle, temyiz isteminin reddine dair ek kararın istem gibi ONANMASINA,
II-)Sanık … hakkında hırsızlık, işyeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun bilinen adreste tebligatı düzenleyen 10.maddesinin 1.fıkrasına göre tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. 6099 Sayılı Yasa’nın 3.maddesi ile eklenen aynı maddenin 2.fıkrasına göre ise bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat bu adrese yapılır.
Yine, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun Tebliğ İmkânsızlığı ve Tebellüğden İmtina başlıklı 21. maddesine 6099 sayılı Yasanın 5.maddesi ile eklenen 2.fıkrasında; “gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” hükmü yer almaktadır. Bu maddeye göre tebliğ işleminin ne şekilde yapılacağı Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 31/1-c maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin son fıkrasında bu bende göre yapılacak tebligatlarda Yönetmeliğin 30.maddesinde öngörülen araştırmanın yapılmayacağı belirtilmiştir. Nitekim Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30/1.maddesinde de buna paralel olarak; “adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar” tebliğ memurunca muhatabın adreste bulunmama sebebinin araştırması zorunluluğu kuralının dışında tutulmuştur.
Öte yandan 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 23/8. maddesi uyarınca, tebligatın adres kayıt sistemindeki adrese yapılması durumunda buna ilişkin kaydın tebligat evrakı üzerine yazılması zorunludur. Bir diğer anlatımla 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran merciice, tebligat çıkarılan adresin, muhatabın, adres kayıt sistemindeki adresi olduğuna dair tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesi zorunludur.
Somut olayda, sanık …’ın yokluğunda verilen kararın, sanığın cezaevinden tahliye olurken bildirdiği adresine gönderildiği, bu adresin aynı zamanda sanığın MERNİS adresi olduğu fakat buna ilişkin tebligat evrakına herhangi bir şerh düşülmediği, sanığın adresinin bulunamaması üzerine posta memuru tarafından tespit edilen yeni adresine sevk yapıldığı, ancak yeni adresinde de muhatabın tanınmadığı gerekçesiyle evrakın mahkemeye iade edildiği, bu aşamalardan sonra Tebligat Kanunu’nun 35.maddesine göre tebligat yapıldığı anlaşılmaktadır. UYAP üzerinden elektronik ortamda yapılan araştırmada 35.maddeye göre tebligatın yapıldığı 02.05.2012 tarihinde sanığın cezaevinde olmadığı tespit edilmiştir. Tebligat Kanunu’nun 10/2 ve 21/2.maddeleri uyarınca muhatabın, adres kayıt sistemindeki adresi olduğuna dair şerh düşülerek tebligat evrakının düzenlenmesi, bu şekilde düzenlenen tebligat evrakının, posta memurunca o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim etmesi ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırması, tebligatın belirtilen yöntemlere uyularak yapılması gerekirken, tebligat ile ilgili yasal düzenlemelere aykırı olarak 35.maddeye göre evrakın bir nüshasının eski adrese ait binanın kapısına yapıştırılması suretiyle yapılan tebligat işlemi hukuken geçersizdir. Bu nedenlerle sanık …’ın temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2012/6-1142 E., 2013/17 K. sayılı ve 22.01.2013 tarihli kararında kabul edildiği gibi konut (işyeri) dokunulmazlığının ihlâli suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, anılan suç uzlaşma hükümleri kapsamından çıkmış olacağından, söz konusu suç ile ilgili olarak sanık hakkında uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının belirlenmesiyle yapılan incelemede, Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-)Mağdur …’in 16.11.2005 tarihli Emniyetteki ifadesinde uzlaşmayı kabul etmediğini beyan ettiği, ancak o tarihte kolluk görevlilerinin uzlaşma teklif etme yetkisinin bulunmadığı, sanığın 06.10.2010 tarihinde mahkeme huzurunda uzlaşmayı kabul ettiğinin anlaşılması karşısında, suç tarihi itibariyle uzlaşma hükümleri kapsamında kalan mala zarar verme suçu bakımından 5271 Sayılı CMK’nın 253 ve 254.maddelerine uygun bir şekilde uzlaştırma işlemleri yapılmadan, mağdurun kolluk görevlilerince ifadesinin alınması sırasında “uzlaşmak istemediğine” ilişkin beyanı ile yetinilerek yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-)İşyerinde bekçi olarak çalışan …’ın ve yakınan …’in anlatımları dikkate alındığında 16.11.2005 günü 07:30 ile 08:05 saatleri aralığında suçun işlendiği, olay günü …İlçesi’nde güneşin saat 06:46’da doğduğu, 5237 Sayılı TCK’nın 6/1-e. maddesi uyarınca gece vakti deyiminden güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresinin anlaşılması gerektiği de dikkate alınarak, suçun gece vakti işlendiğine dair delil bulunmadığı halde, dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçelerle hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarının gece vakti işlendiği kabul edilip sanık hakkında fazla cezaya hükmolunması,
3-)Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümlerinin uygulanacağı….Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/161-896 sayılı 08.11.2007 tarihli ilamının 02.01.2008 tarihinde kesinleştiği, incelenen dosyadaki suç tarihinden sonra kesinleşen bu ilamın tekerrüre esas olamayacağı, adli sicil kaydında yer alan İstanbul …Asliye Ceza Mahkemesinin 2001/1055-216 sayılı ve13.02.2002 tarihli ilamına konu suçu işlediği sırada sanığın on sekiz yaşını tamamlamadığı ve 5237 sayılı TCK’nın 58/5.maddesi hükmüne göre anılan ilam nedeniyle de mükerrir sayılamayacağı gözetilmeden,…. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/161-896 sayılı 08.11.2007 tarihli ilamdan dolayı sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması,
4-)Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olan sanık hakkında işyeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından hükmolunan cezaların ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken,
5237 sayılı TCK’nın 51.maddesinin 1.fıkrasının (b).bendinde belirtildiği gibi “suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşup oluşmadığının” irdelenmesi gerekirken, “sanığın daha önce kasten işlenmiş üç aydan fazla mahkumiyetinin bulunduğu” biçimindeki adli sicil kaydına uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi,
5-)Kabul ve uygulamaya göre de, ek savunma hakkı verilmeden sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nın 143.maddesinin uygulanması suretiyle 5271 Sayılı CMK’nın 226.maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 28.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.