YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/3755
KARAR NO : 2014/4082
KARAR TARİHİ : 17.02.2014
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, İşyeri dokunulmazlığını bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
I- İşyeri dokunulmazlığını bozma suçundan verilen karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Suç tarihi itibariyle 12 yaşını doldurmuş olup da 15 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan TCY’nın 116/4,31/2. maddelerinde tanımlanan suç için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Yasanın 66/1-e, 66/2, 67/4. maddelerine göre hesaplanan 6 yıllık zamanaşımının suçun işlendiği 12.04.2005 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,bozmayı gerektirmiş,suça sürüklenen çocuk müdafiiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan,hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8.maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan,1412 sayılı CYUY.nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CYY.nın 223/8.maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE,
II- Hırsızlık suçundan verilen karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Suça sürüklenen çocuğun gece sayılan saat 04.00’de yakınana ait iş yerinin asma kepenk kilitlerini kırmak suretiyle işlediği ve 5237 sayılı TCK’ nın 142/1-b, 143. maddelerine uyan hırsızlık suçunda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.12.2012 tarih ve 2012/1247 esas ve 2012/1842 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesinde düzenlenen “suçun gece vakti işlenmesi”nin suçun daha ağır ceza verilmesini
gerektiren nitelikli hâli olması nedeniyle aynı Kanun’un 66/3. maddesi uyarınca dava zamanaşımı sürelerinin hesabında dikkate alındığında, TCK’nın 66/1-d maddesinde öngörülen 15 yıllık asli zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla; tebliğnamedeki düşünceye katılınmamış,diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Suça sürüklenen çocuk ve arkadaşlarının suça konu eşyaları alarak işyerinden dışarı çıktıkları sırada devriye görevi yapan kolluk görevlileri tarafından görülmeleri üzerine kaçmaya başladıklarının ve takip sonucu suça konu eşyalarla birlikte yakalandıklarının anlaşılması karşısında eylemlerinin teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeyerek yazılı şekilde tamamlanmış suçtan cezalandırılmalarına karar verilmesi,
2-Suç tarihi itibariyle suça sürüklenen çocuğa atılı hırsızlık suçunun alt sınırının 3 yıldan az olması nedeniyle 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 24.maddesi uyarınca uzlaşmaya tabi olduğundan taraflara yasal hakları hatırlatılıp uzlaşma olanağı araştırılıp suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun buna göre değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi,
3-5237 sayılı TCY.nın 145.maddesindeki “malın değerinin azlığı” kavramının 765 sayılı Yasanın 522/1.maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliğinin bulunmadığı, “değerin azlığı”nın 5237 sayılı Yasaya özgü, ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın özgülenen kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanığı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçilebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, suç tarihinde müştekiye ait işyerinden 1 Euro,2 TL ve toplam değeri 1.052 TL olan 59 adet gümüş takıları alıp işyerinden çıkarken kolluk görevlileri tarafından görülen ve takip sonucu yakalanan suça sürüklenen çocuk hakkında maddenin düzenleniş amacı dışında yorumlar getirilerek yazılı şekilde karar verilmesi
Bozmayı gerektirmiş,suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA,5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca yeni hüküm kurulurken bozma öncesi hükmolunan yaptırımın (cezanın) ve sonuçlarının ağırlaştırılamayacağı kuralının gözetilmesine, 17/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.