Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2015/2470 E. 2016/3395 K. 29.02.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/2470
KARAR NO : 2016/3395
KARAR TARİHİ : 29.02.2016

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : …
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Hırsızlık suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;
Suça sürüklenen çocuğun katılanın evinin önünde park halinde bulunan motosikletinin yakıt deposundan yakıt çalması şeklindeki eyleminin TCK’nın 142/1-e maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu gözetilmeden, suça sürüklenen çocuk hakkında aynı Kanun’un 141/1. maddesiyle hüküm kurularak eksik cezaya hükmolunması karşı temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamış ve TCK’nın 50/3.maddesi uyarınca daha önce hapis cezasına mahkûm edilmeyen ve fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezalasının aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi yasal bir zorunluluk olduğu halde bu zorunluluk gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04/03/2008 gün, ve 2008/6-47 esas – 2008/43 sayılı kararında da belirtildiği gibi, suça sürüklenen çocuk hakkında hüküm kurulurken yukarıda belirtilen yanlış uygulamanın yapılmamış olması halinde, sonuçta hükmedilmesi gereken cezanın kısa süreli olmayacağı gözetilerek suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK’nın 50/3. maddesinin değerlendirilmemesi bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
Mala zarar verme suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Tüm dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun, katılanın motosikletine yakarak zarar vermeye kalkıştığının anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nın 151/1. maddesine göre temel ceza belirlendikten sonra, aynı Kanun’un 152/2-a maddesinin uygulanması suretiyle cezasında arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas- 2009/13 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin objektif koşullarından birisi de suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi olduğu ancak herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşulun aranmayacağı ve suça sürüklenen çocuğun işlediği teşebbüs aşamasında kalan mala zarar verme suçundan dolayı maddi bir zararın doğmadığı anlaşılmakla; sabıkası bulunmayan suça sürüklenen çocuk hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231.maddesinin 6.fıkrasının (b) bendinde belirtilen “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, “Katılanın zararının karşılanmaması nedeniyle şartları oluşmadığından” şeklindeki dosya içeriğiyle bağdaşmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3- Suç tarihinden önce hapis cezasına ilişkin mahkumiyeti bulunmayan suça sürüklenen çocuk hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezalarının 5237 sayılı TCK’nın 50/3. maddesi uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinde yasal zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle istem gibi BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1 maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca yeni hüküm kurulurken bozma öncesi hükmolunan yaptırımın (cezanın) ve sonuçlarının ağırlaştırılamayacağı kuralının gözetilmesine, 29/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.