YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/5850
KARAR NO : 2018/1047
KARAR TARİHİ : 12.02.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma, tehdit
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Sanık hakkında konut dokunulmazlığını bozma ve tehdit suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanığın tekerrüre esas alınan İzmir 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 07.04.2010 tarihli 2009/1637 E., 2010/475 K. sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan erteli 10 ay hapis cezasına karar verilmiştir. 6545 sayılı Yasa’nın 85. maddesi ile 5320 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 7. maddesinde ”Bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibariyle Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir.” denmiştir. Buna göre kesinleşmiş olan hükümlerle ilgili olarak uyarlama yapılıp hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerekmekte olup, denetim süresine uyması ve uyduğu taktirde davanın düşmesine hükmolunması ihtimali bulunduğundan, bu mahkûmiyetin tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan hüküm fıkrasından sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamın olduğu bölümün çıkartılarak, diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarına gelince;
TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
I- Sanığın hırsızlık eyleminden sonra çalmış olduğu suça konu cep telefonunu mağdura iade ettiğinin anlaşılması ve mağdur …’nin yapılan adres araştırmasında Manisa İli Alaşehir ilçesinde ikamet ettiğinin anlaşılması karşısında, mağdurun açık adresi tespit edildikten sonra sanık hakkında kısmi iade nedeniyle TCK’nın 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza gösterip göstermediği sorularak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve tespiti gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm verilmesi,
II- Sanığın tekerrüre esas alınan İzmir 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 07.04.2010 tarihli 2009/1637 E., 2010/475 K. sayılı kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan erteli 10 ay hapis cezasına karar verilmiştir. 6545 sayılı Yasa’nın 85. maddesi ile 5320 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 7. maddesinde ”Bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibariyle Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir.” denmiştir. Buna göre kesinleşmiş olan hükümlerle ilgili olarak uyarlama yapılıp hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerekmekte olup, denetim süresine uyması ve uyduğu taktirde davanın düşmesine hükmolunması ihtimali bulunduğundan, bu mahkûmiyetin tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 12.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.