YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/129
KARAR NO : 2016/2987
KARAR TARİHİ : 24.02.2016
Hırsızlık suçundan sanık …’ın beraati ile diğer sanık Kerim Dağlıoğlu’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1 maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Asliye Ceza Mahkemesi’nin 27/02/2007 tarihli ve 2006/760 esas, 2007/208 sayılı kararını müteakip, hırsızlık suçundan sanıklar … ve …’nun, 5237 sayılı Kanun’un 141/1 ve 62. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1 yıl 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmalarına ilişkin Asliye Ceza Mahkemesi’nin 24/02/2015 tarihli ve 2014/311 esas, 2015/106 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 23/10/2015 gün ve 2015/21858-69142 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/11/2015 gün ve 2015/362148 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/7. maddesinde “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” hükmünün yer aldığı, dosya kapsamına göre; sanıklar … ve Kerim Dağlıoğlu’nun, 21/04/2006 tarihinde müşteki Seyit Ahmet Kartal’a karşı işlemiş oldukları hırsızlık suçundan, Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/06/2005 tarihli ve 2006/2886 soruşturma, 2006/605 sayılı iddianame ile açılan davanın yapılan yargılaması sonunda, Asliye Ceza Mahkemesi’nin 27/02/2007 tarihli ve 2006/760 esas. 2007/2008 sayılı kararı ile sanık …’ın beraatine, diğer sanık Kerim Dağlıoğlu’nun 5237 sayılı Kanun’un 141/1. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olması karşısında, sanıkların aynı eylemi sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığının 21/10/2008 tarihli ve 2006/1983 soruşturma, 2008/1959 sayılı iddianamesi ile açılan mükerrer davanın, 5271 sayılı Kanun’un 223/7. maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olmasında isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozma yasa yoluna usulüne uygun kesinleşmiş kararlara karşı başvurulması mümkün olup, bozma istemine konu Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2014/311 Esas ve 2015/106 Karar sayılı ilam kesinleştirilmiş ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10.maddesinde 11.01.2011 tarih ve 6099 sayılı Kanun’un 3.maddesi ile yapılan değişiklik gereğince, gerekçeli kararın ilk önce sanık …’ın duruşmada savunması alınırken ikamet adresi olarak belirttiği adrese tebliği, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligatın yapılamaması halinde adres kayıt sisteminde bulunan adrese tebligat yapılması
gerekirken, bunlar yapılmadan mernis adresine tebligat yapıldığı anlaşılmakla, tebligatın usulüne uygun olmaması nedeniyle hükmün sanık … açısından kesinleşmediği, diğer sanık …’nun da 20.07.2015 tarihli dilekçesi ile hükmü temyiz ettiğinin anlaşılmasına göre, temyiz yasa yolu ile sonuçlandırılmadan kararın usulen kesinleştiğinden söz edilemeyeceğinden, henüz kesinleşmemiş olan bu karara yönelik sanıklar … ve Kerim Dağlıoğlu yönünden kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 24.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.