YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/4332
KARAR NO : 2018/14339
KARAR TARİHİ : 28.11.2018
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar …, …, … ve … hakkında müştekiler …, … ve …’a yönelik hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme, sanıklar … ve … hakkında müşteki …’a yönelik hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme, sanıklar …, …, … ve … hakkında müşteki …’a yönelik hırsızlık, mala zarar verme ve sanık … hakkında aynı müştekiye yönelik 6136 sayılı Kanun’a muhalefet, sanıklar … ve … hakkında müşteki …’na karşı hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklar hakkında iş yeri dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükümlerde eylemin birden fazla kişiyle işlenmesi nedeniyle TCK’nın 119/1-c maddesi uyarınca artırım yapılması esnasında uygulama maddesinin gösterilmemesi mahallinde ilavesi mümkün eksiklik olarak görülmüş, sanık … hakkında müşteki …’a karşı 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan kurulan hükümde uygulama maddesinin “6136 sayılı Kanun’un 13/4 maddesi” yerine “TCK’nın 13/4. maddesi” olarak yazılması ve sanık … hakkında müşteki …’a karşı kurulan hükümlerde soyadının “DALGIÇ” yazılması mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hataları olarak kabul edilmiş, tüm hükümlerde TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
2-Sanıklar …, …, … ve … hakkında müşteki …’a karşı iş yeri dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerde eylemin birden fazla kişiyle işlenmesi nedeniyle TCK’nın 119/1-c maddesi uyarınca artırım yapılması esnasında uygulama maddesinin gösterilmemesi mahallinde ilavesi mümkün eksiklik olarak değerlendirilmiş, tüm hükümlerde TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 116/1. maddesinin uygulanması sonucu belirlenen 6 ay hapis cezasının, eylemin birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi nedeniyle aynı Kanun’un 119/1-c maddesi uyarınca bir kat artırım yapılması neticesinde sonuç cezanın 12 ay yerine 1 yıl hapis cezası olarak belirlenerek fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ve sanıklar …, …, …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun’un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, TCK’nın 116/1. maddesi uyarınca tayin olunan 6 ay hapis cezasının aynı Kanun’un 119/1-c maddesi uyarınca bir kat artırılması sonucu sanıkların 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmesi suretiyle hükümlerin istem gibi DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Sanıklar … ve … hakkında, müştekiler …, … ve …’ya karşı hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların tüm aşamalarda üzerlerine atılı suçları kabul etmemeleri, yapılan aramalarda ele geçen eşyalar arasında müştekilerin iş yerlerinden çalınan herhangi bir eşyaya rastlanılmaması, her ne kadar suç saatlerinde sanıkların cep telefonlarından suç mahallerinde bulunan baz istasyonlarından sinyal alınıp telefon dinleme tutanaklarına göre sanıkların suç saatlerinde birbirleri ile iletişim halinde oldukları anlaşılmakta ise de, sanıklara atılı hırsızlık suçu ile ilgili teknik takip ve iletişimin tespiti kayıtlarının, suç tarihlerinde hırsızlık suçunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135/8. maddesinde sayılan katalog suçlar kapsamında bulunmaması nedeniyle aynı Kanun’un 138/2. maddesi gereğince tek başına bu suçların delili olarak kullanılamayacağı gibi, telefon dinleme tutanaklarındaki soyut ibareler de sanıkların atılı suçları işledikleri kanaatine ulaşmaya yeterli olmadığından; sanıkların kullanmış oldukları cep telefonlarının suç tarihlerinde olay bölgesindeki baz istasyonlarından sinyal alması dışında mahkumiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delillerin neler olduğu tartışılıp denetime olanak sağlayacak şekilde karar yerinde gösterilmeden yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kabule göre de;
a-Sanıklar … ve … hakkında, müşteki …’a yönelik hırsızlık suçundan kurulan hükümlerde; iddianamede, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 35. maddesinin uygulanması talep edildiği halde ek savunma hakkı tanınmadan belirtilen maddenin uygulanmaması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması,
b-Sanıklar … ve … hakkında, müşteki …’a yönelik iş yeri dokunulmazlığını bozma suçundan kurulan hükümlerde, 5237 sayılı TCK’nın 116/1. maddesinin uygulanması sonucu belirlenen 6 ay hapis cezasının, eylemin birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi nedeniyle aynı Kanun’un 119/1-c maddesi uyarınca bir kat artırım yapılması neticesinde sonuç cezanın 12 ay yerine 1 yıl hapis cezası olarak belirlenerek fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ve sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.