YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1129
KARAR NO : 2017/10764
KARAR TARİHİ : 26.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıkların olay günü gece vakti müştekinin köyde bulunan iki katlı evinin alt katında asma kilitle kilitli vaziyetteki kayısı deposu olarak kullandığı yere girdikleri, olay yeri inceleme raporu, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre suça konu yerin konut niteliğine haiz olduğunun anlaşılması karşısında tebliğnamedeki (2) no’lu bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 01.03.2004 tarihi yerine, 2004 yılı olarak belirtilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata kabul edilmiş, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Kanun’un 9/3. maddesi uyarınca sanıklar yararına olan hükmün, önceki ve sonraki yasaların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, 5237 sayılı TCK’nın 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun ögelerinin farklı olduğu; gece vakti müştekinin kayısı deposunun muhkem olan asma kilitlerini kırarak içeriye girerek 27 çuval kuru kayısıyı çalan sanıkların eylemlerinin, 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 522 maddeleri ile 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143, 116/4, 119/1-c ve 151/1 maddelerine uyan suçu oluşturduğu, mala zarar verme suçu yönünden 5237 sayılı TCK’nın 66. maddesinde öngörülen 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin 01.03.2004 olan suç tarihi ile karar tarihi arasında dolduğu, ancak hırsızlık ve konut dokunulmazlığını bozma suçları yönünden sanıkların eylemlerine uyan 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 522 maddeleri ile 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b, 143, 116/4 ve 119/1-c maddeleri uyarınca verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiğinden, yazılı şekilde 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h, 143, 116/4, 119/1-c ve 151/1 maddeleri ile hüküm kurulması,
2-Sanıkların kovuşturma aşamasında savunmalarında hırsızlık suçu yönünden müştekinin zararını giderdiklerini belirtmeleri karşısında, zararın tam olarak giderilip giderilmediği müştekiden sorularak sonucuna göre sanıklar hakkında TCK’nın 168. maddesinin uygulanması hususunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3-Dairemizin 14/11/2012 tarih ve 2012/24436 E-2012/45904 K. sayılı bozma ilamından önce verilen ve yalnızca sanıklar tarafından temyiz edilen 03/05/2011 tarihli kararda sanıklar hakkında hırsızlık suçundan 765 sayılı TCK’nın 492/1, 493/1, 59 ve 523. maddeleri uyarınca hükmolunan sonuç ceza olan 2 yıl 6 ay hapis cezasının 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca sanıklar lehine kazanılmış hak teşkil ettiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 26.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.