Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2017/3460 E. 2017/7457 K. 10.07.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3460
KARAR NO : 2017/7457
KARAR TARİHİ : 10.07.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
14.04.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi gereğince doğrudan hükmolunan 3000 TL dahil adli para cezasına mahkumiyet hükmünün temyizi mümkün olmadığından suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin CMUK’nın 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
2- Suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Dosya içerisinde suça sürüklenen çocuğa ilişkin sosyal inceleme raporu mevcut olduğundan, tebliğnamenin 3 no’lu bozma düşüncesine iştirak edilmemiş; dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
a) Müşteki …’ye yönelik hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığının ihlali suçları ile ilgili olarak; kolluk görevlilerince tutulan 09.12.2009 tarihli ”olay yeri görgü tespit tutanağı” başlıklı tutanakta müştekinin iş yerinin ön duvarlarının ve kapısının bulunmadığının, ayrıca işyerinin ön cephesinin tamamen açık olduğunun belirtilmesi ve suça sürüklenen çocuğun savunmasının da bu yönde olması karşısında, eylemin açıktan hırsızlık suçunu oluşturabileceği ve bahse konu yerin işyeri vasfında olmayabileceği de nazara alınarak olay yerinde bilirkişi marifetiyle keşif yapılıp rapor alınması ayrıca hurda malzemelerin bulunduğu yerin suç tarihi itibariyle işyeri olarak mı yoksa depo olarak mı kullanıldığının ve depo olarak kullanılıyor ise burada herhangi bir ticari faaliyetin sürdürülüp sürdürülmediğinin,
müşteki tarafından ne sıklıkla buraya gelinip gidildiğinin ve içeride hangi malzemelerin bulunduğunun tespiti ile sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
b) Dosyada mevcut 09/12/2009 tarihli tutanağa göre, suça sürüklenen çocuk ve arkadaşlarının yakalandıktan sonra, çalmış oldukları eşyaları müştekilere ait işyeri ve araçtan aldıklarını beyan edip aldıkları yerleri göstererek müştekilere iadesini sağladıkları anlaşıldığından, soruşturma evresinde gerçekleşen iade nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 168/1. fıkrasının atılı hırsızlık suçları bakımından suça sürüklenen çocuk hakkında uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
c) Suç tarihinde 12-15 yaşları arasında bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK’nın 31. maddesinin 2. fıkrası uyarınca işlediği iş yeri dokunulmazlığını bozma fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamayamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği konusunda uzman doktor raporu alınıp sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, sadece hırsızlık suçu için alınan rapora dayanılarak eksik araştırma ve inceleme ile işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
d) Olay günü, suça sürüklenen çocuğun, müşteki …’e ait üç tekerlekli kilitli tablanın kilidini kırarak içinden çorap çalması biçimindeki eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanun’un 141/1. maddesi ile uygulama yapılması suretiyle suça sürüklenen çocuk hakkında eksik cezaya hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 10/07/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.