Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2017/3978 E. 2017/11461 K. 08.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3978
KARAR NO : 2017/11461
KARAR TARİHİ : 08.11.2017

Karşılıksız yararlanma ve mühür bozma suçlarından sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 163/3, 203/1 ve 62/1 (iki kez). maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 5 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, katılan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan asgari ücret tarifesince takdir olunan 1.500,00 Türk Lirası maktu vekalet ücretinin hazineden tahsili ile sanığa verilmesine dair Viranşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/12/2014 tarihli ve 2014/357 esas, 2014/318 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 19.07.2017 gün ve 6230/2017 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.08.2017 gün ve 2017/45367 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 324/1. madde ve fıkrasında yer alan “(1) Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.” şeklindeki hüküm ile yine anılan Kanun’un 325/1-2. madde ve fıkralarında yer alan “(1) Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir. (2) (Değişik fıkra: 06/12/2006 – 5560 …27.md) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi hallerinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.” şeklindeki hükümler birlikte değerlendirildiğinde, katılanın hak ettiği vekâlet ücretinden sanığın sorumlu olduğu, takdir olunacak vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılana verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı CMK’nın 324/1. maddesinde yer alan “(1) Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.” şeklindeki hüküm, yine aynı Kanun’un 325/1-2. maddesinde yer alan “(1) Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir. (2) (Değişik fıkra: 06/12/2006 – 5560 …27.md) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın ertelenmesi hallerinde de birinci fıkra hükmü uygulanır.” hükmü ve ayrıca 1136 Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesindeki, “Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısmın ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, inceleme konusu olayda; katılan lehine
hükmedilmesi gereken vekâlet ücretinin sanıktan alınmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hazineden tahsiline karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (VİRANŞEHİR) 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen, 02.12.2014 gün ve 2014/357 E., 2014/318 K. sayılı kararın CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (d) bendinin verdiği yetkiyle; karardaki “Katılan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince takdir olunan 1.500,00 TL maktu vekâlet ücretinin hazineden tahsili ile sanığa verilmesine” ilişkin bölümden “hazineden tahsili ile sanığa verilmesine” ibaresinin çıkartılarak yerine “sanıktan tahsili ile katılana verilmesine” ibaresinin EKLENMESİNE, kararın diğer bölümlerinin aynen korunmasına, 08.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.