Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2017/4161 E. 2017/11459 K. 08.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/4161
KARAR NO : 2017/11459
KARAR TARİHİ : 08.11.2017

Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçirilen eşya üzerinde tasarrufta bulunmak suçundan suça sürüklenen çocuk …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 160/1, 31/2, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 500,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İSTANBUL Anadolu 2. Çocuk Mahkemesinin 21/10/2016 tarihli ve 2016/57 esas, 2016/555 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 23/08/2017 gün ve 348-2017-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11/09/2017 gün ve sayılı 2017/50663 tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun suça konu cep telefonunu, yol üzerindeki halı sahanın yanından geçerken çimenlerin üzerinde gördüğünden dolayı aldığını belirtmiş ise de, mağdurun cep telefonunu halı sahada top oynarken kale direğinin dibine bıraktığı çantasının içinden aldığı, biran için suça sürüklenen çocuğun savunmasında belirttiği üzere çimenliklerin üzerinden aldığı kabul edilse dahi eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturacağının gözetilmemesinde,
Kabule göre de;
Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçirilen eşya üzerinde tasarrufta bulunmak suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olduğu ve mağdur vekilinin 20/10/2016 tarihli dilekçesi ile suça sürüklenen çocuk hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği, 5237 sayılı Kanun’un 73/6. maddesi gereğince şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği hususunda suça sürüklenen çocuğun beyanı saptanarak sonucuna göre vazgeçmenin kabul edilmemesi halinde davaya devam edilip, suçun sübutu kabul edilirse düşme, kabul edilmezse beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kaybedilmiş eşya, mal sahibinin nerede olduğunu bilmediği, egemenlik alanı dışında bulunan mal demektir. Sahibinin kaybettiği eşyayı bulan kişinin, Türk Medeni Kanunu’nun 769. maddesinde belirtilen yükümlülükleri (Kaybedilmiş bir şeyi bulan kimse, malın sahibine, sahibini bilmiyorsa kolluk kuvvetlerine, köylerde muhtara bildirmek veya araştırma yapmak ve gerektiğinde ilân etmek zorundadır.)
yerine getirmeden mal üzerinde malik gibi tasarrufta bulunan kişi, 5237 sayılı TCK’nın 160. maddesinde belirtilen suçu işlemiş olur. Malın malikinin tasarruf alanı dışına çıkmadığı, hakîmiyet alanı içerisinde olduğu hallerde malik, o malın nerede olduğunu bilmese bile kaybolmuş eşyadan söz edilmez. Bu durumda malı bulunduğu yerden alan kişi hırsızlık suçunu işlemiş olur.
İnceleme konusu olayda, suça sürüklenen çocuk her ne kadar yol üstündeki halı sahanın yanından geçerken çimenlerin üstünde gördüğü telefonu aldığını savunmuş ise de, oluşa ve dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuğun, mağdurun cep telefonunu halı sahada top oynarken kale direğinin dibine bıraktığı çantasının içinden aldığı, kaldı ki savunmada belirtildiği gibi çimenlerin üzerinde iken alınmış olması halinde dahi kaybolmuş eşyadan söz edilemeyeceğinin anlaşılması karşısında; eylemin TCK’nın 141/1. maddesi kapsamında hırsızlık suçunu oluşturması nedeniyle ilk paragraftaki kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (İSTANBUL ANADOLU) 2. Çocuk Mahkemesinden verilip kesinleşen, 21.10.2016 gün ve 2016/57 E., 2016/555 K. sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca aleyhe sonuç doğurmamak ve yeniden yargılama yapılmamak üzere BOZULMASINA, verilen kararın niteliğine göre ikinci paragrafta yer alan kanun yararına bozma istemine yönelik karar verilmesine yer olmadığına, 08.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.