YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/11421
KARAR NO : 2019/12975
KARAR TARİHİ : 10.09.2019
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, kamu malına zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, sanık hakkında verilen 05/02/2013 tarihli, 2009/540 E. ve 2011/114 K. sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, yoklukta verilmesi nedeniyle, sanığın ifadesinde bildirdiği (…) bilinen son adresine tebliğe çıkartılması gerekirken, sanığın ifadesinde bildirdiği adresten farklı bir adrese( …) tebligat yapıldıktan sonra iade gelmesi üzerine adres kayıt sistemindeki adresinde Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca yapılan karar tebliği ve geçersiz tebliğ işlemine dayanılarak hatalı bir kesinleştirme işlemi yapıldığının anlaşılması karşısında, ortada kesinleşmiş bir hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar bulunmadığından ve sanığın denetim süresi içinde yükümlülüklerine aykırı davranmasından da söz edilemeyeceğinden CMK’nın 231/11. maddesindeki koşulların oluşmamasına rağmen sanık hakkında, açıklanması geri bırakılan hükmün, açıklanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 10.09.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.