Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2020/12507 E. 2021/12345 K. 16.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/12507
KARAR NO : 2021/12345
KARAR TARİHİ : 16.06.2021

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1) Katılanın beyanına göre, oturduğu apartmanın bahçesine direksiyon kilidi ile kilitleyerek bıraktığını beyan ettiği motosikletinin çalındığı yerin bahçe olmasından dolayı olay yeri krokisi bulunmadığından ve dosya kapsamından suç yerinin tam olarak anlaşılamaması nedeniyle gerekirse mahallinde keşif yapılarak hırsızlık konusu eşyaların bulunduğu yerin binanın eklentisi niteliğinde bir yer olup olmadığı tespit edilerek, eklenti ise suça sürüklenen çocuğun eyleminin olay tarihi itibariyle 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h, eklenti olmadığının tespiti halinde ise aynı Kanun’un 142/1-e. maddesine uyan suçu oluşturacağı gözetilmeden eksik araştırma ile hüküm kurulması,
2) T.C Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu İzmir Şube Müdürülüğü’nün 16/10/2015 tarihli raporunda, “suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabildiği, bu fillle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğunun” tespit edildiği, suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz dilekçesi ile birlikte dosyaya sunulan Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 31.03.2015 tarihli Özürlü Sağlık Kurulu Raporuna göre “Suça sürüklenen çocuk hakkında hafif düzeyde mental reterdasyon saptandığının” belirtilmiş olması karşısında, her iki rapor arasında oluşan çelişkinin giderilmesi bakımından TCK’nın 31/2. maddesi uyarınca Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesi veya Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden suça sürüklenen çocuğun suç tarihi itibariyle üzerine atılı hırsızlık fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişip gelişmediği hususunda rapor alınarak her iki rapor arasındaki çelişki giderilip sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinde zorunluluk bulunması,
3) 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri uyarınca; fiil işlendiği sırada 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocukların işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılması gerekli olduğu halde, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 16.06.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.