YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/18434
KARAR NO : 2021/9461
KARAR TARİHİ : 17.05.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükümlü …’un 21/01/2016 tarihli dilekçesindeki anlatımından temyiz başvurusu ile birlikte eski hale getirme isteminde bulunduğunun anlaşılması ve eski hale getirme istemi hakkındaki karar verme yetkisinin, 5271 sayılı CMK’nın 42/1. maddesi uyarınca Yargıtay’ın ilgili dairesine ait olması nedeniyle … Asliye Ceza Mahkemesi’nin 22/01/2016 tarih ve 2009/198 esas- 2010/1162 karar sayılı ek kararıyla talebin Dairemizce incelenmek üzere dosyanın gönderildiği anlaşılmakla yapılan incelemede;
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekir.
Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğin usulüne uygun olarak yapılabilmesi için daha önce aynı adrese kanunun gösterdiği usullere göre bir tebligat yapılmış olması ve sanığın adres kayıt sisteminde adresinin de bulunmaması gerekmektedir. Aksi halde 35. maddeye göre tebligat yapılması mümkün değildir.
İncelenen dosyada; hükümlünün yokluğunda verilen kararın, hükümlünün 28.01.2009 tarihinde alınan savunmasında bildirdiği en son adresi olan “… adresine tebligat çıkartıldığı ve tebligatın bila ikmal iade edilmesi üzerine mahkemece daha önce usulüne uygun bir tebligat yapılmamış en son adresine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligat yapılarak karar kesinleştirildiği, Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligat yapılan bu adrese daha önce usulüne uygun herhangi bir tebligat bulunmadığından ve sanığın mernis adresi de tespit edilmeden kendisine 35. maddeye göre yapılan tebligat işleminin usulsüz olduğunun ve sanığın öğrenme üzerine verdiği 21/01/2016 tarihli dilekçesindeki anlatımından temyiz başvurusu ile birlikte eski hale getirme isteminde bulunduğunun anlaşılması karşısında; sanığın temyiz isteminin, öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 165/1 maddelerinde tanımlanan suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçu için öngörülen cezanın üst sınırına göre TCK’nın 66/1-e, 66/2 maddeleri uyarınca hesaplanan 8 yıllık zamanaşımının, kararın verildiği 09/11/2010 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle istem gibi BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, 17/05/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.