Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2020/23056 E. 2021/5378 K. 16.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/23056
KARAR NO : 2021/5378
KARAR TARİHİ : 16.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar hakkında hırsızlık suçu ile birlikte işlenen konut dokunulmazlığının ihlali suçu bakımından şikayet yokluğu nedeniyle düşme kararı verilmeyecek ise de aleyhe bulunan Cumhuriyet Savcısının temyiz talebinin süresinde olmaması ve sanıklar tarafından yalnızca hırsızlık suçu bakımından kararın temyiz edilmiş olması sebebiyle hırsızlık suçu ile sınırlı olarak yapılan incelemede;
I)Cumhuriyet Savcısının temyiz talebinin incelenmesinde;
15/09/2015 tarihinde verilen hükmü 1412 sayılı CMUK’nın 310/3. maddesinde öngörülen bir aylık süre geçtikten sonra 21/10/2015 tarihinde temyiz eden o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin aynı Kanun’un 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
II)Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Müştekilerin beyanları ve sanıkların savunmaları çerçevesinde müştekiler … ve …’ın olay anında diğer müşteki …’ın evine misafirliğe gittikleri, aynı daire kapısının önünde bulunan 3 adet erkek ayakkabısının sanıklarca çalındığı, müştekilerin soruşturma aşamasında alınan beyanlarında müşteki …’ın ikametine 22.30’da geldikleri ve hırsızlık eylemini 23.55’te farkettiklerini beyan ettikleri anlaşıldığından TCK’nın 143. maddesinin uygulanması hukuka uygun kabul edilerek yapılan incelemede;
1)Çalınan ayakkabıların müşteki … ve onun evine misafirliğe gelen diğer müştekiler … ve …’a ait olduğu, olay anında aynı daire kapısının önünde bulundukları, her üç ayakkabının da erkek ayakkabısı olduğu, sanıkların ayakkabıların farklı kişilere ait olduğunu bilebilecek durumda olmadığı anlaşılmakla, sanıklar hakkında TCK’nın 43. maddesi uyarınca fazla ceza tayini,
2)5237 sayılı TCK’nın 61/1. maddesine göre malın değerinin az ya da çok olması, cezanın temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmak için bir kriter olup, hırsızlık suçuna konu malın değerinin az olmasının TCK’nın 145. maddesinde ayrı olarak düzenlenmesi, kanun koyucunun hırsızlık suçunda malın değerinin az olmasına verdiği önemi göstermektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.12.2009 gün ve 6/242-291 sayılı içtihadında belirtildiği üzere, “…daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” görüşünün, TCK’nın 145. madde uygulamasında bütünüyle reddedilmesi mümkün değil ise de, maddenin yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir. 145. maddenin gerek ilk şekli, gerekse değiştirilmiş biçimi; ortak tanımlama ile, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almaktadır. TCK’nın 145. maddesine göre, faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup, hâkim indirim oranını TCK’nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır. Değer azlığı nedeniyle ceza vermekten vazgeçme kararı verilecek ise; malın değerinin azlığı yanında “Suçun işleniş şekli ve özellikleri” de dikkate alınmalıdır.
TCK’nın 145. maddesinin uygulanmasında hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hâkim takdir hakkını kullanırken keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle uygulama yapmalıdır.
Somut olayda ise; çalınan ayakkabılar bakımından değer tespiti yaptırılmadan hırsızlık konusunu oluşturan malın değerinin az olması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun 145. maddesinin uygulanması,
3)TCK’nın 61/5. maddesi uyarınca temel cezadan önce artırım sonra indirim yapılması gerektiği gözetilmeden, TCK’nın 145. maddesinin uygulanmasından sonra, 43/2 maddesi uyarınca cezadan artırım yapılması,
4)Sanık …’in tekerrüre esas alınan ilamı olan … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/86 Esas ve 2012/730 Karar sayılı ilamı bakımından adli sicil kaydında kesinleşme tarihi 04/05/2012 olarak görünse de UYAP verilerinin incelenmesinde tekerrüre esas alınan ilamın kesinleşme tarihinin 15/12/2015 olarak görüldüğü, suç tarihinden sonra kesinleşen bu hükmün tekerrüre esas alınamayacağı, sanığın adli sicil kaydı incelenerek tekerrüre esas alınabilecek diğer ilamları getirtilmeden ve bu ilamlara ilişkin infaz tarihleri araştırılmadan sanık hakkında yazılı şekilde TCK’nın 58. maddesine hükmedilmesi,
5)Sanıklar hakkında TCK’nın 142/2-h, 143, 145 ve 43. maddeleri uyarınca hüküm kurulurken sonuç cezanın 2 yıl 7 ay 7 gün olarak tespiti gerekirken, 1 yıl 19 ay 7 gün olarak hesaplanması suretiyle eksik ceza tayini,
6)TCK’nın 53/1-b maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması ve yine aynı Kanunun 53/1-c maddesindeki hak yoksunluğunun sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden mahkûm olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının gözetilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı kısmen istem gibi BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümlerde 1412 sayılı CMUK’nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 16/03/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.