YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/268
KARAR NO : 2020/3634
KARAR TARİHİ : 27.02.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suça sürüklenen çocuk hakkında mahkemenin 23/01/2014 tarih ve 2013/427 esas 2014/39 sayılı kararı ile hırsızlık suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği 19/02/2014 tarihinden itibaren 3 yıllık denetim süresi içerisinde 19/01/2015 tarihinde işlediği 5237 sayılı TCK’nın 86/2, 86/3-e maddesinde yazılı kasten yaralama suçu nedeniyle bildirim yapılan Bandırma 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/10/2015 tarih 2015/158 esas ve 2015/769 karar sayılı mahkumiyetine konu suçun CMK’nın 253. maddesinde 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası suçun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ile yeniden düzenlenen uzlaştırma hükümleri kapsamına alındığı anlaşılmış ise de, suça sürüklenen çocuğun güncel adli sicil kaydına bakıldığında 3 yıllık denetim süresi içerisinde 24/06/2015 tarihinde işlediği TCK’nın 188/3. maddesinde düzenlenen uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinin 13/11/2015 tarihli kararı ile verilen 2015/326 Esas 2015/329 Karar sayılı ilamının 15/03/2016 tarihinde kesinleştiği anlaşıldığından tebliğnamedeki 1 no’lu bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak ;
1- Değer tespit tutanağına göre, mağdurun işyerinden çalınan cep telefonunun değerinin 60,00 TL olduğunun anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan hüküm kurulurken TCK’nın 145. maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2018 tarihli ve 2016/6-986 E., 2018/554 K. sayılı içtihadında belirtildiği üzere Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca; fiil işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 27/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.