YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/30513
KARAR NO : 2021/8864
KARAR TARİHİ : 22.04.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Muhafaza görevini kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Sanığın, haczin yapıldığı tarihte işyerinde işçi olarak çalıştığı ve haciz işlemi sırasında gerekli ihtaratlar yapılarak mahcuz eşyalar kendisine teslim edildikten sonra, satış işlemi yapılıp hacizli malların ihalesi yapılarak ihale kesinleştikten sonra 10.07.2014 tarihli tutanak ile hacizli malların belirtilen adreste bulunmadığının tespit edilmesi karşısında, borçlu işyeri sahibinin hacizden sonra mahcuzları götürdüğünü iddia eden, ancak İcra Müdürlüğüne herhangi bir bildirimde bulunmayarak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle mahcuzun kaybolmasına neden olan sanığın eyleminin TCK’nın 289/3. maddesinde tanımlanan ve yalnız adli para cezasını gerektiren suçu oluşturacağı gözetilip hakkında ön ödeme işlemi yapılarak sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 2004 sayılı İ.İ.Kanunu’nun 106. maddesi gereğince haczedilen menkul malların 6 ay içerisinde satışının istenmemesi halinde haciz işleminin hukuki sonuçlarının ortadan kalkacağı ve müsnet suçun da oluşmayacağı, dosya kapsamına göre; haciz tarihinin 04.12.2013 olduğu ve bu tarihte mahcuzların yediemin olarak sanığa teslim edildiği, muhafaza için 10.07.2014 tarihinde gidildiğinde mahcuz malların bulunamadığının anlaşılması karşısında hükme esas alınan icra dosyası veya onaylı örnekleri getirtilip incelenerek, 6 aylık satış isteme süresinde satış talebinde bulunup bulunulmadığı, bu süreyi durduran veya kesen herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığının tespiti ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- (1) Nolu bozma nedenine göre;
24/10/2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile düzenlenen 5271 sayılı CMK’nın 251. maddesindeki “Basit Yargılama Usulü”nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle 5271 sayılı CMK’na eklenen geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; hükümden sonra, 19/08/2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile yukarıda anılan geçici madde 5/1-d’de yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş” ibaresinin bilahare 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı iptal kararı ile de yukarıda anılan geçici madde 5/1-d’de yer alan ” hükme bağlanmış ” ibaresi aynı bentte yer alan, “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
CMK’nın 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olması nedeniyle, temyize konu ve CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren 5237 sayılı TCK’nın 289. maddesinde düzenlenen muhafaza görevini kötüye kullanma suçu yönünden, aynı Kanun’un 7. ve CMK’nın 251. maddeleri uyarınca yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 22.04.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.