YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/31014
KARAR NO : 2021/3491
KARAR TARİHİ : 23.02.2021
Karşılıksız yararlanma suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17/03/2020 tarihli ve 2020/15356 soruşturma, 2020/4022 esas, 2020/2500 sayılı iddianamenin iadesine dair Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/04/2020 tarihli ve 2020/121 iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile iade kararının kaldırılmasına ilişkin Diyarbakır 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/04/2020 tarihli ve 2020/214 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 12/10/2020 gün ve 8284-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27/10/2020 gün ve 2020/93113 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Karşılıksız yararlanma suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17/03/2020 tarihli ve 2020/15356 soruşturma, 2020/4022 esas, 2020/2500 sayılı iddianamenin iadesine dair Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/04/2020 tarihli ve 2020/121 iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile iade kararının kaldırılmasına ilişkin Diyarbakır 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/04/2020 tarihli ve 2020/214 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 12/04/2018 tarihli ve 2018/2565 esas, 2018/5584 karar sayılı ilâmında yer alan, “Karşılıksız yararlanma suçu bakımından özel bir etkin pişmanlık düzenlemesi olan TCK’nın 168/5. maddesi gereğince ve kanun koyucunun amacı doğrultusunda şikâyetçi kurumun uğradığı zararı, vergisi dahil suç tutanağı ile belirlenmiş veya belirlenecek olan cezasız tutarının ödenmesi halinde şüpheli hakkında kamu davası açılamaz. Maddede “ … bahsedilen zarar, vergili ve cezasız miktardır … Bu durumda Cumhuriyet Savcısı sulh ceza hâkiminden keşif yapılıp rapor alınması için talepte bulunmalı ve alınacak rapor sonucunda sanığa ödeme bildiriminde bulunmalıdır. Yargıtay’ımızın istikrar bulmuş içtihatları da bu yönde olup, gecikme faizi ve benzeri zararlar 168. madde kapsamında değerlendirilemez. (Y. 17. C.D.’nin 16.06.2017, 2015/18830 Esas ve 2016/9113 Karar sayılı kararında olduğu gibi.)…Maddeye göre, ödenmesi halinde şüpheli hakkında takipsizlik kararı verilmesi sonucunu doğuracak olan vergili zarar miktarı gerekirse keşifte yaptırılmak (yada yapılmak) suretiyle tespit edilip, şüphelinin bu miktarı şikâyetçi kuruma ödemesi halinde hakkında dava açılmayacağına dair bir bildirimde bulunulmamıştır.Bu sebeple iddianamenin iadesi ve bu karara yönelik itirazın reddi kararları usul ve yasaya uygundur.” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Sulh Ceza Hakimliği tarafından keşif yapılması yönündeki talebi reddedilen Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca anılan Yargıtay ilâmında belirtilen şekilde mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor doğrultusunda normal tarifeye göre vergisiz ve cezasız gerçek zarar miktarı tespit edilip, şüphelinin bu miktarı şikâyetçi kuruma ödemesi halinde hakkında dava açılmayacağına dair bir bildirimde bulunulmadan iddianame tanzim edildiği gözetilmeden, iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozma konusu yapılan nizanın özü olan Cumhuriyet Savcılığı tarafından delil toplama amacıyla keşif yapılması konusunda yetkili mercin neresi olduğu, bu sürecin nasıl yönetileceği yönünden sağlıklı değerlendirme yapabilmek amacıyla Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 18/06/2019 tarih, 2019/8778 esas ve 2019/9807 karar sayılı kararında da ifade edilen ilkeler çerçevesinde Diyarbakır 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 14/03/2020 tarih ve 2020/1062 Değişik İş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 23/02/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.