YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/31982
KARAR NO : 2021/4164
KARAR TARİHİ : 02.03.2021
Mala zarar verme suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/1. maddesi uyarınca 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/04/2011 tarihli ve 2010/561 esas, 2011/419 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 22/10/2020 gün ve 13597-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/11/2020 gün ve 2020/100156 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Mala zarar verme suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/1. maddesi uyarınca 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/04/2011 tarihli ve 2010/561 esas, 2011/419 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21/01/2014 tarihli ve 2013/2-686 esas, 2014/19 karar sayılı ilamında “Mala zarar verme suçunun konusu ile hırsızlık suçunun konusunun aynı tanışır mal olması halinde, ayrıca mala zarar verme suçundan da ceza verilmemesi gerekmektedir. Ancak hırsızlık eylemi gerçekleştirilirken suça konu mal dışında bir başka eşyaya zarar verilmiş ise, mala zarar verme suçu ayrıca gerçekleşecektir. Örneğin, aracın camı kırılarak içerideki telefonun alınması halinde hırsızlık suçu yanında, ayrıca hırsızlık suçunun konusunu oluşturmaya araç camının kırılmış olması nedeniyle mala zarar verme suçu da oluşacaktır. Bununla birlikte hırsızlık suçunun konusunu oluşturan eşyanın çalınması sırasında ayrıca bu eşyaya zarar verilmesi de söz konusu olduğu hallerde, bu durum 5237 sayılı TCK’nun 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulmalıdır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın hırsızlık suçunun konusunu oluşturan aracın kapısına zarar verip, kontak kilidini kırarak düzkontak yapıp çalıştırarak aracı götürmesi suretiyle çalması şeklindeki olayda, eylem gerçekleştirilirken suç konusu aracın direksiyon muhafazasının kırıldığı ve sağ ön kapının zarar gördüğü sabittir. Sanığın suç konusu araçla ilgili olarak hırsızlık eylemini gerçekleştirebilmek için araçtan bağımsız olan başkaca bir mala zarar vermesi sözkonusu olmayıp, bizzat suç konusu olan araç üzerinde meydana gelen bir zarar bulunmaktadır. Burada suçun konusunu oluşturan mal, aracın tamamı olup, zarar da aracın çalınmasıdır. Bu nedenle sanığın, suça konu aracın kapısına zarar verip düzkontak yaparak çalması biçimindeki eylemi nedeniyle hırsızlık suçunun yanında, ayrıca mala zarar suçundan da hüküm kurulması isabetli değildir.” şeklinde belirtildiği üzere, somut olayda sanığın müştekiye ait otomobili çalmak amacıyla kapı kilidini zorlaması, otomobilin bir süre sonra ön tamponu kırık olarak terk edilmiş vaziyette bulunması karşısında gerçekleşen eylemden ötürü ayrıca mala zarar verme suçundan hüküm kurulamayacağı, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan mala zarar verme eyleminin bir bütün olarak hırsızlık suçu kapsamında kalacağı, sanığın bu suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanık hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından verilen 06/04/2011 tarihli ve 2010/561 Esas – 2011/419 Karar sayılı mahkûmiyet hükümleri ile ilgili olarak sanığın temyizin süreden reddine ilişkin verilen kararın Yüksek Yargıtay 13. Ceza Dairesince, 19.07.2012 tarihli ve 2012/14748 Esas – 2012/16991 Karar sayılı ilam ile onanarak kesinleşmesi ve Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 03.11.2020 tarihli ve 245 sayılı kararıyla 13. Ceza Dairesinin kapatılarak dosyalarının Yüksek 6. Ceza Dairesine devredilmesi nedeniyle kanun yararına bozma yasa yoluna gelen mahkûmiyet hükmünü inceleme görevi 6. Ceza Dairesine ait olduğundan dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın Yüksek 6. Ceza Dairesine gönderilmesine, 02/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.