Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2020/31988 E. 2021/4161 K. 02.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/31988
KARAR NO : 2021/4161
KARAR TARİHİ : 02.03.2021

Hırsızlık suçundan sanık …’nün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-e ve 62. maddeleri gereğince 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/10/2019 tarihli ve 2019/91 esas, 2019/450 sayılı kararını aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 27/10/2020 gün ve 5637-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17/11/2020 gün ve 2020/100949 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Nitelikli hırsızlık suçundan sanık …’nün, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-e ve 62. maddeleri gereğince 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/10/2019 tarihli ve 2019/91 esas, 2019/450 sayılı kararını kapsayan onaylı dosya sureti incelendi.
Dosya aslının, sanık … ile aralarında fikir ve irade birliği içerisinde bulunan diğer sanık yönünden istinaf incelemesi için Antalya Bölge Adliye Mahkemesinde olduğu anlaşılmakla onaylı dosya sureti üzerinde yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, sanıkların müşteki ile yaptıkları telefon görüşmesi esnasında kendilerini bankacı olarak tanıttıkları, hile ile elde ettikleri bilgileri kullanarak, müştekinin banka hesabına internet bankacılığı yoluyla girerek, önce kredi kullanıp, bu paranın bir kısmı ile diğer sanık …’un banka hesabına aktarmaları sonrasında, yine internet bankacılığı üzerinden müştekiye ait kredi kartından bir miktar diğer sanık …’un hesabına aktarmaları şeklinde gerçekleştiği kabul edilen somut olayda, her na kadar Mahkemesince sanığın üzerine atılı eylemin bilişim sistemlerini kullanmak suretiyle hırsızlık suçunu oluşturacağından bahisle mahkumiyetine karar verilmiş ise de; sanığın üzerine atılı eylemin 5237 sayılı Kanun’un 158/1-l maddesinde yer alan “Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle” işlenen dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın müşteki ile yaptığı telefon görüşmesi esnasında kendisini bankacı olarak tanıttığı, hile ile elde ettiği bilgileri kullanarak, müştekinin banka hesabına internet bankacılığı yoluyla girerek, önce kredi kullanıp, bu paranın bir kısmını diğer sanığın banka hesabına aktardığı ve ayrıca yine internet bankacılığı üzerinden müştekiye ait kredi kartından bir miktar parayı diğer sanığın hesabına aktarması şeklinde gerçekleştiği kabul edilen somut olaydaki eylemin 5237 sayılı TCK’nın 158-1/f maddesine uymasına rağmen yazılı şekilde aynı Yasanın 142/2-e maddesinden hüküm kurulması nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden (ANTALYA) 6. Ağır Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 09.10.2019 tarihli ve 2019/91 Esas, 2019/450 Karar sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (d) bendinin verdiği yetkiyle; sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 158/1-f maddesi uyarınca 3 yıl hapis ve 700 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanunun 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak 2 yıl 6 ay hapis ve 583 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanunun 52. maddesi uyarınca 583 gün adli para cezasının günlüğü 20 TL’den 11.660 TL adli para cezasına hükmedilmesine, aynı Kanunun 52/4. maddesi uyarınca adli para cezasının 24 eşit taksitle ödenmesine, infazın bu ceza miktarı üzerinden yapılmasına, hükmün diğer bölümlerinin aynen korunmasına, 02/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.