Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2020/32008 E. 2021/4163 K. 02.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/32008
KARAR NO : 2021/4163
KARAR TARİHİ : 02.03.2021

Mala zarar verme suçundan sanıklar … ve…’ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/1 ve 62. maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık…’ün cezasının anılan Kanun’un 51. maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine dair Mudanya Asliye Ceza Mahkemesinin 10/03/2011 tarihli ve 2009/377 esas, 2011/125 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 22/10/2020 gün ve 11171-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04/11/2020 gün ve 2020/96425 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Mala zarar verme suçundan sanıklar … ve…’ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/1 ve 62. maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık…’ün cezasının anılan Kanun’un 51. maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine dair Mudanya Asliye Ceza Mahkemesinin 10/03/2011 tarihli ve 2009/377 esas, 2011/125 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, sanıkların, olay tarihinde müştekiye ait … plakalı aracı tornavida ile düz kontak yaparak zarar vermek suretiyle hırsızlamalarını müteakip, ayrıca aracın içindeki dvd oynatıcı ve oto teybini sökerken söz konusu araca zarar verdikleri şeklinde gerçekleşen eylemleri nedeniyle mala zarar verme suçundan cezalandırılmalarına karar verilmiş ise de;
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 14/11/2019 tarihli ve 2019/3705 esas, 2019/14401 karar sayılı ilamında, “Sanıkların, müştekiye ait çaldıkları araç ile yakalandıklarında araçta hasar olduğunun anlaşılması karşısında, hırsızlık suçunun konusu ile mala zarar verme suçunun konusunun aynı olması, başka bir ifadeyle sanık çalmak istediği malı bulunduğu yerden aldıktan sonra zarar vermesi halinde korunan hukuki yararın tek olması karşısında; ayrıca mala zarar verme suçunun oluşmayacağı, eylemin bir bütün olarak hırsızlık suçunu oluşturacağı gözetilmeden sanık …’in ayrıca mala zarar verme suçundan da cezalandırılmasına karar verilmesi…” şeklinde ve Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 25/09/2018 tarihli ve 2016/8681 Esas, 2018/11178 Karar sayılı ilamında yer alan “…Sanığın, müştekiye ait motosikleti çalmak amacıyla direksiyon kilidini kırması şeklinde gerçekleşen eyleminde, hırsızlık suçunun konusu olan motosiklet ile mala zarar verme suçunun konusunun aynı olması ve korunan hukuki yararın tek olması karşısında; ayrıca mala zarar verme suçunun oluşmayacağı gözetilmeden bu suçtan beraati yerine, mahkumiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş…” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan mala zarar verme eyleminin bir bütün olarak hırsızlık suçu kapsamında kalacağı, ayrıca mala zarar verme suçunu oluşturmayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, katılan …’un yüzüne karşı verilen Mudanya Asliye Ceza Mahkemesinin 10.03.2011 tarihli kararının kanun yolu bildiriminde “…tefhim ve tebliğinden itibaren..” ibaresinin kullanılarak yanıltıcı ifadede bulunulması sebebiyle, kararın katılana tebliğ edilmesi gerektiği ancak katılana tebliğ edildiğine ilişkin davetiyenin dosya arasında bulunmaması nedeniyle hükmün usulüne uygun kesinleşmediği belirlenmekle; kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, Mudanya Asliye Ceza Mahkemesinin 10.03.2011 tarihli kararının katılan …’a tebliğ edilip, (tebligat yapılmışsa evrak dosya arasına konularak) usulüne uygun olarak kesinleştirildikten sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olup, (MUDANYA) Asliye Ceza Mahkemesinin henüz kesinleşmeyen 10.03.2011 tarihli ve 2009/377 Esas, 2011/125 Karar sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 02/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.