YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/33231
KARAR NO : 2021/3315
KARAR TARİHİ : 23.02.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükümlü … hakkında 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 522 ve 59. maddeleri gereğince 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile mahkûmiyete dair 03.04.1997 tarih ve 1996/552 E., 1997/536 K. sayılı kararın temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesi tarafından 02.07.1998 tarihinde hükmün onanmasına karar verildiği, bilahare infaz aşamasında 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun hükümleri yönünden değerlendirme yapılması talebi üzerine mahkemece dosyanın ele alınıp, uyarlama yapılarak 01.12.2006 tarihli ek kararla “5237 sayılı Kanun’un hükümlü lehine düzenleme getirmediğinden bahisle uyarlama talebinin reddine” karar verildiği ve müdafiinin yüzüne karşı verilen ek kararın temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmakla birlikte, sanığın uyarlama yargılaması sırasında CMK’nın 150/3. maddesi gereğince kendisine atanan müdafiiden haberdar olmadığı, zorunlu müdafiye yapılan tefhim ve tebliğlerin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı, bu durumda hükmün sanığın kendisine de tebliğ edilmesi gerektiği gözetildiğinde, sanığın öğrenme üzerine 10.07.2017 tarihli temyiz ve eski hale getirme dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Hükümlünün olay günü, gece vakti müştekinin iş yerine gelerek sağlam ve muhkem nitelikteki kepenk demirlerini kesip, camı kırmak suretiyle içeri girip, pek fahiş değerde eşyaları çalması şeklindeki eyleminin, 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b. maddesi kapsamındaki hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Kanun’un 116/4 ve 119/1-c maddesi kapsamında birden fazla kişi ile iş yeri dokunulmazlığını bozma ve suç tarihi itibariyle soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bulunan mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu gözetilerek, müşteki Zafer Bektaş’ın şikayetinden vazgeçtiği dikkate alınarak mala zarar verme suçu yönünden ceza verilemeyeceği, 5237 sayılı TCK’nın 7. ve 5252 sayılı Kanun’un 9. maddeleri dikkate alınmak suretiyle, her iki yasaya göre verilecek cezaların, denetime olanak sağlayacak şekilde ayrı ayrı saptanıp, sonuç cezaların karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, hükümlünün 765 sayılı TCK’nın 493/1-son. maddesi uyarınca mahkûmiyetine karar verildiği halde, uyarlama yargılamasında anılan maddeye karşılık olarak 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesi üzerinden temel cezanın belirlendiği, anılan maddede cezanın üst sınırı 5 yıl hapis cezası olarak öngörülmesine karşın, mahkemece lehe yasa değerlendirilmesi sırasında 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b maddesi uyarınca temel cezanın 6 yıl üzerinden belirlendikten sonra, aynı Kanun’un 143 ve 62. maddeleri uyarınca artırım ve indirim yapılmak suretiyle hatalı olarak tespit edilen sonuç ceza itibarı ile 5237 sayılı Kanun’un hükümlü aleyhine olduğundan bahisle uyarlama isteminin reddine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 23/02/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.