Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2020/4989 E. 2021/5117 K. 10.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4989
KARAR NO : 2021/5117
KARAR TARİHİ : 10.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ :Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık …’in yokluğunda verilen hükmün, sanığa 29/06/2015 tarihinde tebliğinden sonra sanığın öğrenme üzerine verdiği 14/05/2019 tarihli eski hale getirme ve temyiz talepli dilekçesinin 5271 sayılı CMK’nın 42. maddesi uyarınca eski hale getirme isteğini inceleme yetkisi, bu taleple birlikte temyiz itirazı da yapılmış olduğundan Yargıtay ilgili ceza dairesine ait olduğu anlaşılmakla; sanık …’in yokluğunda verilen 28/05/2015 tarihli kararın tebliği için adı geçenin bilinen en son adresi esas alınarak Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekirken, doğrudan MERNİS adresi ile aynı olan bilinen en son adresine Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapılan gerekçeli karar tebliği işleminin geçersiz olduğunun anlaşılması karşısında; eski hale getirme isteminin kabulü ile yapılan tebliğ işleminin hukuken geçersiz ve sanık …’in 14/05/2019 tarihli temyiz başvurusunun süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;

5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş; dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- Olay günü gündüz müştekinin kasiyer olarak çalıştığı iş yerine gelen sanıkların, 15,00 TL’lik alışveriş yaptıkları ve müştekiye 200,00TL para verdikleri, müştekinin de para üzeri olarak sanıklara 185,00TL verdiği, sanıkların daha sonra alışverişten vazgeçtiklerini beyan etmeleri üzerine müştekinin, sanıklara 200,00 TL’yi geri verdiği, sanıklardan da 185,00TL para üzerini geri istediği, sanıkların da 185,00TL para üzerinden 85.00TL’yi geri verdikleri, 100,00TL’yi ise tırnakçılık suretiyle çaldıkları, müştekinin de 185,00 TL’yi geri aldığını zannederek parayı kasasına koyduğu, daha sonra şüphelenip kasayı kontrol ettiğinde sanıkların 100,00TL’yi geri vermeyip çaldıklarını anladığı olayda, sanıkların eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı Kanun’un 142/2-b maddesi ile uygulama yapılması,
2- Sanıkların müştekinin çalıştığı işyerinden 100,00 TL parayı çaldığı olayda, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 10/03/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.