YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12602
KARAR NO : 2021/13638
KARAR TARİHİ : 05.07.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme, iş yeri dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, sanığın yokluğunda verilen hükmün tebliği gerektiği halde, hükmün doğrudan adres kayıt sistemindeki adresinde, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapılan karar tebliği işleminin geçersiz olması karşısında, sanıklar … ve …’ın temyiz isteminin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilerek, yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının, verilen hapis cezaları yönünden 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
I. Sanık … hakkında katılan …’a yönelik hırsızlık, mala zarar verme ve iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Suçun gece vakti işlendiğinin anlaşılması karşısında sanık hakkında TCK’nın 143. maddesinin ve 116/4 maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin isteme aykırı olarak ONANMASINA,
II. Sanıklar …, …, … ve … hakkında müşteki …’ye yönelik mala zarar verme ve hırsızlık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Soruşturma aşamasında gerçekleşen kısmi iadeye katılanın muvafakatının olup olmadığının sorulmadığının anlaşılması karşısında; sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde koşulları bulunmayan TCK’nın 168. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
III. Sanık … hakkında katılan …’e yönelik mala zarar verme ve iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık …’in UYAP’tan alınan güncel nüfus kayıt örneğine göre doğum tarihinin 26.01.1995 olduğu, katılana yönelik suç tarihinin 25.01.2013 olduğu ve suç tarihinde 18 yaşından küçük olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Suç tarihi itibariyle 15-18 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan TCK’nın 116/4, 151 ve 31/3. maddelerinde belirtilen suçlar için öngörülen cezanın üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66/1-e, 66/2. maddelerinde belirtilen 5 yıl 4 aylık dava zamanaşımının, mahkumiyet hükmünün kurulduğu 08.01.2015 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuğun temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, suça sürüklenen çocuk hakkında katılan Hacı Sesiz’e yönelik, iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından açılan kamu davalarının, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE,
IV. Sanıklar …, …, …, … ve … hakkında müşteki …’ye yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1. İş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükümde 5237 sayılı TCK’nın 116/2-4 maddesi uyarınca hükmolunan 1 yıl 6 ay hapis cezasından, aynı Kanun’un 119/1-c maddesi uyarınca bir kat oranında artırım yapılırken 2 yıl 12 ay hapis cezası yerine, hesap hatası sonucu 3 yıl hapis cezasına karar verilmesi suretiyle sanıklar hakkında fazla ceza tayin edilmesi,
2. Sanık …’in, tekerrüre esas alınan … Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2011 gün ve 2010/306 E., 2011/431 K. sayılı ilamın 16.06.2014 olan kesinleşme tarihinin suç tarihinden sonra olması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı, sanığın suç tarihi olan 16.02.2013 itibari ile de adli sicil kaydında tekerrüre esas nitelikte başkaca bir mahkumiyet kaydının bulunmadığı hususu gözetilmeden, sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve buna bağlı olarak denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılıkların aynı Kanun’un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükümde “5237 sayılı TCK’nın 116/2-4. maddesi uyarınca hükmolunan 1 yıl 6 ay hapis cezasından, aynı Kanun’un 119/1-c maddesi uyarınca bir kat oranında artırım yapılarak, sanıkların 2 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” ve sanık … hakkında “tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin fıkranın hükümden çıkartılmasına” karar verilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
V. Sanık … hakkında müşteki …’ye yönelik mala zarar verme ve hırsızlık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Soruşturma aşamasında gerçekleşen kısmi iadeye katılanın muvafakatının olup olmadığının sorulmadığının anlaşılması karşısında; sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde koşulları bulunmayan TCK’nın 168. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanık …’in, tekerrüre esas alınan … Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2011 gün ve 2010/306 E., 2011/431 K. sayılı ilamın 16.06.2014 olan kesinleşme tarihinin suç tarihinden sonra olması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı, sanığın suç tarihi olan 16.02.2013 itibari ile de adli sicil kaydında tekerrüre esas nitelikte başkaca bir mahkumiyet kaydının bulunmadığı hususu gözetilmeden, sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve buna bağlı olarak denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılıkların aynı Kanun’un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, sanık … hakkında “tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin fıkranın hükümden çıkartılmasına” karar verilmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
VI. Sanık … hakkında katılan …’e yönelik hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1. Suçun işlendiği 31.01.2015 tarihinde 18 yaşını doldurmadığı anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan cezadan TCK’nın 31/3. maddesi gereğince 1/3 oranında indirim yapılmaksızın fazla ceza tayini,
2. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.11.2018 tarihli ve 2016/6-986 E., 2018/554 K. sayılı içtihadında belirtildiği üzere 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri uyarınca; fiil işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
3. Suç tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nın 53/4. maddesi gereğince aynı Kanun’un 53/1. fıkrasında düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuğun temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebepten dolayı hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 05.07.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.