Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/14710 E. 2021/15049 K. 27.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14710
KARAR NO : 2021/15049
KARAR TARİHİ : 27.09.2021

Nitelikli hırsızlık suçundan şüpheliler … ve … haklarında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 28/11/2018 tarihli ve 2018/224842 soruşturma, 2018/147376 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İSTANBUL ANADOLU 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/03/2019 tarihli ve 2019/1776 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 01/04/2021 gün ve 94660652-105-34-3271- 2021-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/04/2021 gün ve 2021/46805 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca şüpheliler tarafından atılı hırsızlık suçunun işlendiğine dair yeterli delil ve emare bulunmadığından bahisle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın merciince reddine karar verilmiş ise de;
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, anılan karara itiraz halinde itiraz mercii olan Sulh Ceza Hâkimliği kamu davası açılmasını gerektirir suçun işlendiğine dair yeterli delil bulunduğu kanaatine varması halinde aynı Kanun’un 173/4. maddesi gereği itirazı kabul edeceği ve bunun üzerine Cumhuriyet savcılığınca iddianame düzenleneceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda, müştekilerin ifadelerinde, şüphelilerin et ve şarküteri alanında faaliyet gösteren Akıncı Et ve Tavuk Ürünleri isimli iş yerlerinde ustabaşı ve işçi olarak çalıştıklarını iş yerine ait bir kısım etin fatura kesilmeden ve çıkış gösterilmeden başka bir araca koymak suretiyle sattıklarını beyan etmeleri karşısında, iş yerinde ustabaşı olarak çalışan şüphelilerden …’in olay tarihinde kendi şahsına ait et getirdiğini, diğer şüpheli …’e araçta bulunan eti iş yerinde bulunan dolaba koymasını söylediğini, daha sonra şüpheli …tan önce 10 kg ertesi gün ise etin kalan kısmını müşterinin talebi üzerine vermesini söylediğini, şüpheli …ın yoğunluktan dolayı araçta bulunan eti dolaba koymayı unuttuğunu ve etin bozulması nedeniyle çöpe attığını, kendi şahsına ait et yerine iş yerine ait 10 ve 28,800 kg olmak üzere toplam 38,800 kg eti verdiğini bu durumdan kendisinin …ın söylemesi üzerine haberdar olduğunu belirtmesi, şüpheli …’in bu ifadeyi doğrulayan beyanı ve şüphelilerin aralarında tutmuş oldukları tutanak nazara alındığında, her ne kadar eylem hırsızlık suçu olarak nitelendirilmiş ise de, hukuki nitelendirmenin Cumhuriyet savcılığına ait olması kaydıyla, şüphelilerden … yönünden bahse konu eylemin hizmet nedeniyle güveni kötüye oluşturup oluşturmadığına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin mahkemesince incelenmesi gerektiği gözetilmeksizin, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, bir suçun işlendiği ihbarını alan Cumhuriyet savcısı, delil toplayıp maddi gerçeği araştırmaya başlayarak, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe bulunması halinde, aynı Kanun’un 170/2. maddesi uyarınca iddianame düzenleyip kamu davasını açmakla, yeterli şüphe bulunmaması halinde ise Kanun’un 172. maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar vermekle görevli bulunmaktadır. Buna karşın Cumhuriyet savcısının kararına itiraz üzerine Sulh Ceza Hakimliğince Cumhuriyet savcısı tarafından gerekli delillerin toplanmadığı veya araştırmanın olayın özelliğine göre yetersiz ve yüzeysel kaldığının açıkça anlaşıldığı durumlarda, soruşturmanın eksik yapıldığından bahisle, genişletilmesine gerek görürse bu hususu açıkça belirtmek suretiyle CMK’nın 173/3. maddesi uyarınca soruşturmanın genişletilmesi kararı vererek, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir, Cumhuriyet başsavcılığı belirtilen eksikleri tamamlayıp delilleri topladıktan sonra itirazı incelemek üzere dosyayı yeniden Sulh Ceza Hakimliğine gönderecektir. Sulh Ceza Hakimi bu kez dosyayı inceleyip itirazı kabul veya reddedecektir.
İnceleme konusu dosyada; müştekilerin ifadelerinde, şüphelilerin et ve şarküteri alanında faaliyet gösteren Akıncı Et ve Tavuk Ürünleri isimli iş yerlerinde ustabaşı ve işçi olarak çalıştıklarını beyanla iş yerine ait bir kısım eti fatura kesilmeden ve çıkış gösterilmeden başka bir araca koymak suretiyle sattıklarını iddia etmeleri ve etin faturasız olarak aynı iş yerinde şoför olarak çalışan …’ın aracına şüpheliler tarafından konulduğuna ilişkin …’ın beyanının bulunması karşısında; iş yerinde ustabaşı olarak çalışan şüphelilerden …’in olay tarihinde iş yerine kendi şahsına ait et getirdiğini, diğer şüpheli …’e araçta bulunan bu eti iş yerinde bulunan dolaba koymasını söylediğini, daha sonra şüpheli …’tan bu şahsına ait etinden bir parça kesip getirmesini istediğini, bunun üzerine …’ın önce 10 kg et getirdiğini, ertesi gün ise etin kalan kısmını müşterinin talebi üzerine getirdiğini, …’ın ertesi gün getirdiği etin de 28,800 kg ağırlığında olduğunu, sonrasında …’ın kendisine gelerek bir hata yaptığını söylediğini, hatanın ne olduğunu sorduğunda şüpheli …’ın yoğunluktan dolayı şahsına ait olan ve araçta bulunan eti dolaba koymayı unuttuğunu ve etin bozulması nedeniyle çöpe attığını, kendisine vermiş olduğu toplam 38,800 kg etin çalıştığı firmaya ait olduğunu söylediğini, bu durumdan kendisinin …’ın söylemesi üzerine haberdar olduğunu, bu durumu müşteki Sebahattin’e bildireceğini söylediğini ancak o gün bildiremediğini belirtmesi ve şüpheli …’in de bu ifadeyi doğrulayan beyanı ile yine bu hususta şüphelilerin aralarında tutmuş oldukları tutanak ve tanık …’ın şüpheliler tarafından aracına faturasız ve tartısız bir şekilde et konulduğu şeklindeki beyanı nazara alındığında, şüphelilerin iddia edilen eylemlerinin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin mahkemesince incelenmesi gerektiği gözetilmeksizin, hırsızlık suçundan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (İSTANBUL ANADOLU) 6. Sulh Ceza Hakimliğince kesin olarak verilen 18.03.2019 tarihli ve 2019/1776 D. İş sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 27/09/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.