Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/14713 E. 2021/15432 K. 29.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14713
KARAR NO : 2021/15432
KARAR TARİHİ : 29.09.2021

Nitelikli hırsızlık suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 143/1, 168/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/01/2020 tarihli ve 2019/681 esas, 2020/154 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 23/03/2021 gün ve 2375/2021 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/04/2021 gün ve 2021/45962 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre;
1-Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 29/06/2020 tarihli ve 2020/5826 esas, 2020/6444 karar sayılı ilamında “28/06/2014 tarihli 6545 sayılı Yasa ile değişik 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/3 ve 196/2. maddelerii uyarınca … zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, sanık müdafiinin hazır bulunmadığı duruşmada sanığın savunması alınarak aynı Kanunun 188/1 ve 289/1-e maddesine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, bozmayı gerektirmiş… ” şeklinde belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerine temas eden hırsızlık suçundan yargılanan sanığa baro tarafından zorunlu müdafii atanmak suretiyle savunmasının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-Benzer bir olaya ilişkin olarak anılan Dairenin 2018/14894 esas, 2019/10584 karar sayılı ilamında ”..Suça konu şort ve gömleğin değerinin tespit edilerek, sonucuna göre suç tarihindeki brüt asgari ücretin onda birinden az olduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında değer azlığı nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinin uygulanması gerekip gerekmeyeceğinin gözetilmemesi…” şeklinde belirtildiği üzere, somut olayda, sanığın katılanın araba yıkama makinesinin bozuk para haznesinden mağdurun beyanına göre 115,00 Türk lirası çaldığı somut olayda, hırsızlık konusu paranın miktarının azlığı gözetilerek sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 145. maddesi uyarınca cezadan indirim yapılması veya ceza verilmekten vazgeçilmesi hususları tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesinde,
Kabule göre de;
Sanık hakkında nitelikli hırsızlık suçundan hüküm kurulurken, 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h, 143 ve 168/2. maddeleri uyarınca belirlenen 3 yıl 9 ay hapis cezasından aynı kanunun 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapıldığında sonuç cezanın 3 yıl 1 ay 15 gün hapis yerine, 2 yıl 13 ay 15 gün hapis olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayin edilmesinde,
isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/01/2020 tarihli kararının diğer sanıklar Kenan Tuna ve… tarafından istinaf edilmesi sonucu İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 11/11/2020 tarihli ve 2020/460 esas, 2020/537 karar sayılı ilâmı ile kurulan hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin;
“Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-5271 sayılı CMK’nrn 188/1 maddesinde “Duruşmada, hükme katılacak hakimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt katibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde müdafiin hazır bulunması şarttır” şeklindeki düzenleme ile duruşmada mutlaka hazır bulunması gerekenler belirlenmiştir.
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nın 150/3. maddesinde, üst sınırı en az beş yıl hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada, şüpheli veya sanığın müdafisinin bulunmaması hâlinde talebi aranmaksızın kendisine müdafi atanacağı hüküm altına alınmış iken, 19.12.2006 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun’un 21. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 150. maddesinde değişiklik yapılarak bu zorunluluk, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara şamil kılınmış, bu şekilde daha önce üst sınırı en az 5 yıl hapis cezası gerektiren suçlarda sanıklar için zorunlu müdafi atanması sistemi, alt sınırı 5 yıldan daha fazla hapis cezası gerektiren suçlardan yargılanan sanıklarla sınırlandırılmıştır.
Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılması ise yine CMK’nın 289/1-e maddesinde “hukuka kesin aykırılık halleri” arasında düzenlenmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; sanığa isnat edilen 28.06.2014 tarihli 6545 sayılı Yasa ile değişik 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen nitelikli hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/3 ve 196/2. maddeleri uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, sanığın müdafii olmaksızın sorgusunun yapılarak yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması,
2-Sanık…’un kimlik tespiti yapılıp, hakları hatırlatıldıktan sonra usulüne uygun sorgusu yapılmaksızın hüküm kurulması,
3-5237 sayılı TCK’nın 145. maddesine göre, sanıklara verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup hakim TCK.nun 145. maddesinin uygulanması sırasında indirim oranını TCK’nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “işlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır. TCK’nın 145. maddesinin uygulanmasında hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hakim takdir hakkını kullanırken keyfiliğe kaçmadan, eylemin özelliklerine ve her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle uygulama yapmalıdır. Somut olayda ise; sanıkların, olay tarihinde araba yıkama makinesinin bozuk para haznesinden aldıkları paranın mağdurun beyanı itibariyle 115 TL olarak tespit edildiği, eylemin özelliklerine ve sanıkların kastına göre ceza vermekten vazgeçilemeyecek ise de, hırsızlık suçunun konusu paranın değerinin az olması nedeniyle nitelikli hırsızlık suçundan hüküm kurulurken verilen cezada TCK’nın 145. maddesi uyarınca değer azlığı nedeniyle belirlenecek makul oranda indirim yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı biçimde hüküm kurulması,
4-TCK’nın 53 maddesinin uygulanması sırasında, 15/04/2020 gün ve 13100 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişikliğin gözetilmesinde zorunluluk bulunması,
5- Mahkemenin kabulüne göre de;
Sanıklar hakkında nitelikli hırsızlık suçundan hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h, 143. 168/2 maddeleri uyarınca belirlenen 3 yıl 9 ay hapis cezasından aynı kanunun 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapıldığında sonuç cezanın 3 yıl 1 ay 15 gün hapis yerine 2 yıl 13 ay 15 gün hapis olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar Kenan Tuna ve…’un istinaf itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5271 sayılı CMK’nın 289/1-e ve 280/1-e maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,” karar verildiği; bu sanık hakkında da yukarıda belirtilen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 11/11/2020 tarihli ve 2020/460 esas, 2020/537 karar sayılı ilamında belirtilen sebepler nedeniyle kanun yararına bozma yasa yoluna geldiği anlaşılmış ise de; CMK’nın 280/3. maddesi gereğince İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 11/11/2020 tarihli yapılan bozmanın hükmü istinaf etmeyen sanık …’a sirayet edecek olması, sirayet hükmünün uygulanması için istinaf etmeyen sanığın talepte bulunmasına gerek olmaması, kanundan kaynaklanan bir durum olması, bozma kararında sirayetin belirtilmemesinin kanuni bir eksiklik olmayıp, bu hususun mahkemece kendiliğinden gözetilip uygulanabileceği ilkeleri gereğince mahkemenin bu sanık yönünden sirayet sebebiyle yeniden duruşma açarak bozmada belirtilen ve kanun yararına bozma yasa yoluna gelen sebepleri sanık hakkında uygulayabilecek olması, kanun yararına bozma yasa yolunun uygulanabilmesi için hukuka aykırılığın giderilebilmesinde başka bir hukuki yolun olmamasının gerekmesi nedeniyle, taleple gelen bozma sebeplerinin (Talepte belirtilen (3) numaralı bozma sebebinin diğer bozma sebebi sonucu uygulanamayacak olması da dikkate alınarak) kanun yararına bozma gerekçesi yapılamayacağından (AYDIN) 3. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 23/01/2020 tarihli ve 2019/681 Esas – 2020/154 Karar sayılı karara yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 29/09/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.