Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/14770 E. 2021/16717 K. 13.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14770
KARAR NO : 2021/16717
KARAR TARİHİ : 13.10.2021

Hırsızlık suçundan suça sürüklenen çocuk …’ın, 5237 Türk Ceza Kanunu’nun 141/1, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Diyarbakır 2. Çocuk Mahkemesinin 13/10/2011 tarihli ve 2011/358 esas, 2011/556 sayılı kararını müteakip, 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik doğrultusunda dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesini takiben, taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığından bahisle hükümlünün uzlaşma talebinin reddine dair Diyarbakır 2. Çocuk Mahkemesinin 11/12/2018 tarihli ve 2011/358 esas, 2011/556 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 21/12/2018 tarihli ve 2018/480 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 23/03/2021 gün ve 94660652-105-23-16787-2020- Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/04/2021 gün ve 2021/42159 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Diyarbakır 2. Çocuk Mahkemesinin 13/10/2011 tarihli kararını takiben, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi üzerine, uzlaştırmacı tarafından tanzim edilen raporda “tarafların dosyada yer alan telefon numaralarının arandığı, ancak telefonlarının kapalı olduğu, müştekiye gönderilen tebligatın da iade geldiği” gerekçesiyle tarafların uzlaşamadığı bildirilmiş ise de;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 20/06/2018 tarihli ve 2018/2503 esas, 2018/9186 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. madde ve fıkrasında yer alan “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki açıklamalar ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsenmiş olduğu birlikte değerlendirildiğinde, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun’a göre normal tebligat çıkartılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun’un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği anlaşıldığından, öncelikle sanığın bilinen en son adresine tebliğ yapılmalı, tebliğin iade edilmesi halinde adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresine tebliğ işleminin yapılması gerektiği,
Dosya kapsamına göre, kovuşturma aşamasında müştekinin 13/07/2011 tarihli oturumda adresini “Peyas Mahallesi Urfayolu üzeri …. 15 Kayapınar/Diyarbakır” olarak bildirmesine rağmen, uzlaşma teklif formunu içerir tebligatın ilk olarak “….. Artuklu/Mardin” adresine çıkartıldığı, anılan tebligatın muhatabın tanınmadığından bahisle iade gelmesi sonrasında, bu kez de aynı adrese mernis şerhi düşülmek suretiyle, sadece tebliğ adresinin kapalı olduğuna ilişkin bir açıklamaya yer verilerek muhtara teslim edilmek suretiyle tebliğ işleminin tamamlandığının anlaşılması karşısında, öncelikle sanığın en son bildirdiği adrese tebliğ işlemlerinin yapılması gerektiği, söz konusu tebligatın iade gelmesi halinde ise bu kez sanığın adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresi tespit edilerek tebliğ işleminin yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, Diyarbakır 2. Çocuk Mahkemesinin 13/10/2011 tarihli kararıyla suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan mahkumiyet kararı verildiği, suça sürüklenen çocuğun 12/01/2012 tarihinde kararı temyiz ettiği, mahkemenin 13/02/2012 tarihli ek kararıyla temyizin reddine karar verdiği, bu ek kararın cezaevinde olan suça sürüklenen çocuğa 5271 sayılı CMK’nın 35/son maddesi uyarınca kendisine okunup anlatılmadan tebliğ edildiğinden tebligatın usulsüz olduğu, suça sürüklenen çocuğun 30/04/2018 tarihli dilekçesiyle ek kararı temyiz etmesine rağmen mahkemenin dosyayı temyiz yasa yoluna göndermemesi nedeniyle hükmün usulüne uygun kesinleşmediği ve sonraki tüm işlemlerin hukuken geçersiz olduğu belirlenmekle; kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, suça sürüklenen çocuğun 13/02/2012 tarihli ek kararı temyiz etmesi nedeniyle dosyanın temyiz incelemesinin yapılıp, kararın usulüne uygun biçimde kesinleştirilmesinden sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olup (DİYARBAKIR) Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 21.12.2018 tarihli ve 2018/480 Değişik İş sayılı karara yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 13/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.