YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14774
KARAR NO : 2021/16750
KARAR TARİHİ : 13.10.2021
Nitelikli hırsızlık suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h ve 62/1. maddeleri gereğince 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Eskişehir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/11/2017 tarihli ve 2016/538 esas, 2017/1341 sayılı kararının, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 30/03/2018 tarihli ve 2018/213 esas, 2018/647 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmek suretiyle kesinleşmesini müteakip, sanık tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Eskişehir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/07/2020 tarihli ve 2016/538 esas, 2017/1341 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine dair mercii Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/07/2020 tarihli ve 2020/1022 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 23/03/2021 gün ve 4370/2021 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/04/2021 gün ve 2021/43523 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Eskişehir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/07/2020 tarihli kararı ile şartları oluşmadığından bahisle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiş ise de;
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 03/02/2020 tarihli ve 2019/8144 esas, 2020/2028 karar sayılı ilamında, “Sanığın 24/02/2015 tarihli duruşmada, psikolojik rahatsızlığının olması nedeniyle askerden elverişsizlik raporu aldığı şeklinde beyanda bulunması ve temyiz dilekçesi ekinde sunulan askeri hastaneden alınan 14/07/2014 tarihli Sağlık Raporunda “sık tekrarlayan uyum bozukluğu tanısıyla askerliğe elverişli değildir” tanısı konulması karşısında, suç tarihi itibariyle TCK’nın 32. maddesi uyarınca “akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığı” konusunda, yöntemince sağlık kurulu raporu alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,…” şeklinde belirtildiği üzere, adı geçen mahkemenin 07/11/2017 tarihli kararının kesinleşmesini müteakip, yargılamanın yenilenmesine dair dilekçesine ek olarak ibraz edilen Kasımpaşa Asker Hastanesinin 22/06/2016 tarihli ve 4772 sayılı raporunda hükümlünün “Antisosyal kişilik bozukluğu” tanısıyla askerliğe elverişsiz olduğunun belirtilmesi ve Mahkemesince yapılan yargılama aşamasında da anılan hususun ileri sürülmediğinin anlaşılması karşısında, hüküm tarihinde mahkemesince bilinmeyen ve sonradan ortaya çıkan bu durum nedeniyle, hükümlünün 5237 sayılı Kanun’un 32. maddesi uyarınca işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamadığının veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığının Adli Tıp Kurumunca tespiti lüzumunun bulunması gerektiğinden bahisle, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne karar verilerek bu yönde rapor alınması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Eskişehir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/07/2020 tarihli ek kararıyla “Sanığın mahkum olduğu müsnet hırsızlık suçundan 6. Asliye Ceza Mahkemesince 1,5 yıl süre boyunca yargılandığı kabulü de havi değişik savunmalarda bulunduğu, mahkum olduktan sonra kanun yollarını denediği, ancak gerek yargılama aşamasında gerek temyiz, istinaf aşamasında hiçbir şekilde cezai ehliyetsizliğini ileri sürerek akli bozukluğu konusunda rapor şeklinde bir delil ileri sürmediği, bu yönde hiçbir beyanda bulunmadığı, kanun yollarını deneyip itirazı ve istinaf talebi reddedildikten sonra infaz aşamasında bu defa suç tarihini kapsayacak şekilde nasıl temin ettiği belli olmayan askeri hastane akli raporu suretini ileri sürdüğü, o raporda barışta askerliğe elverişli değildir, savaşta görev yapar şeklinde görüş belirtildikten sonra askerliğe elverişsizlik hali suç tarihini de kapsar şeklinde askeri hastanenin ilgi alanı olmayan konuda bir cümleyle fikir belirtildiği ve kapsadığı tarih olarak 25/02/2016-01/06/2016 tarihleri arası olduğunun belirtildiği, rapor tarihinin ise 22/06/2016 olduğu, bu durumda sanığın böyle bir raporu mevcutsa yargılama aşamasında dillendirmesi, delil olarak ileri sürmesi ve gerekli adli raporun alınmasına dayanak teşkil edecek şekilde yargılama aşamasında bu raporu sunması gerekirken yargılama ve istinaf aşamasında hiçbir şekilde böyle bir raporu sunmadığı, başkaca da geçmişe yönelik herhangi bir delil ileri sürmediği anlaşıldığından sanığın yeniden yargılama talebi yerinde görülmeyip talebin ve eklerinin CMK’nın 311 maddesindeki yargılamanın yenilenmesini gerektirir şartları taşımadığı anlaşıldığından sanığın YARGILAMANIN YENİLENMESİ TALEBİNİN REDDİNE” karar verildiği, mahkemenin gerekçesinin dosya kapsamına uygun ve makul olduğu, “antisosyal kişilik bozukluğu tanısıyla askerliğe elverişli değildir” şeklinde düzenlenen raporda sanığın akıl hastalığına ilişkin bir hususun yer almadığı, ayrıca yargılamanın hiç bir aşamasında sanık tarafından bu hususun dile getirilmediğinin anlaşılması nedeniyle (ESKİŞEHİR) 4. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 24.07.2020 tarihli ve 2020/1022 Değişik İş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 13/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.