YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14862
KARAR NO : 2022/18426
KARAR TARİHİ : 08.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın müdafii talebi olmadığını belirtmesi üzerine müdafiisi bulunmadan savunması alındıktan sonra, mahkemece kendisine müdafii atandığının, sanıkla birlikte savunmada bulunmadıklarından ötürü sanığın atanan müdafiiden haberi olmadığının ve 28.07.2009 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın da bu müdafiinin yüzüne karşı verildiğinin anlaşıldığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.03.2008 tarih, 2008/9-7 E. 2008/56 K. sayılı kararında belirtilen “kendisine zorunlu müdafii atandığından sanığın haberdar olmadığı durumlarda zorunlu müdafiiye yapılan tefhim veya tebliğ kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmaz” hükmü gereğince, zorunlu müdafiye yapılan tefhim ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara yönelik itiraz süresinin başlamayacağı, sanığa da kararın usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmediği ve yine Dairemizce de kabul edilerek uygulanan Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/01/2007 tarih ve 2007/3-9 Esas, 2007/18 sayılı kararında belirtildiği üzere; 5271 sayılı CMK’nın 232/6 ve 34/2.maddeleri ile 1412 sayılı CMUK’nın 310. maddesine göre kararda başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şeklinin kuşkuya yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmesi gerektiği halde, sanık müdafiinin yüzüne karşı açıklanan kararda yasa yolu başvurusunun “tefhim veya tebliğden” itibaren başlayacağı bildirilerek, yanılgıya sebebiyet verildiğinden; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin de işlemeye başlamadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın polis ekip aracının tepe lambasını kırması şeklindeki eyleminin 765 sayılı TCK’nın 516/3 ve 5237 sayılı TCK’nın 152/1-a maddelerindeki suça uyduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 7. ve 5252 sayılı Kanun’un 9. maddeleri uyarınca yapılan değerlendirmede, dava zamanaşımı bakımından, 5237 sayılı TCK’nın 152/1-a maddesindeki kamu malına zarar verme suçu için öngörülen cezanın üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66/1-e ve 66/4. maddeleri uyarınca hesaplanan 8 yıllık dava zamanaşımının, 765 sayılı TCK’nın 102/3, maddesine göre belirlenen 10 yıllık dava zamanaşımına göre lehe olduğu; yine sanığın birden fazla kişi ile birlikte silahla görevi yaptırmamak için direnme suçunda ise eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 258/2 ve 5237 sayılı TCK’nın 265/1,3,4 maddelerinde öngörülen cezanın üst sınırına göre 765 sayılı TCK’nın 102/4. maddesi uyarınca 5 yıllık dava zamanaşımı süresinin 5237 sayılı TCK’nın 66/1-d ve 66/4 maddeleri uyarınca hesaplanan 15 yıllık dava zamanaşımına göre sanığın daha lehine olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1-Sanığın görevi yaptırmamak için direnme suçundan eylemine uyan 765 sayılı TCK’nın 258/2, 40, 36 maddelerindeki suç için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun’un 102/4. maddesi gereğince belirlenen 5 yıllık dava zamanaşımının, zamanaşımını kesen son işlem olan 08/02/2005 tarihli sorgu tarihinden, 03/05/2016 olan karar tarihine kadar geçtiği gözetilmeden gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Sanığın kamu malına zarar verme suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 152/1-a maddesinde öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66/1-e ve 66/4. maddelerinde öngörülen 8 yıllık dava zamanaşımının, zamanaşımını kesen son işlem olan 08/02/2005 tarihli sorgu tarihinden, 03/05/2016 olan karar tarihine kadar geçtiği gözetilmeden gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davalarının 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, 08.11.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.