Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/15376 E. 2021/17212 K. 20.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15376
KARAR NO : 2021/17212
KARAR TARİHİ : 20.10.2021

Elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçundan sanık …’un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-f ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, anılan Kanun’un 51/1. maddesi gereğince hapis cezasının ertelenmesine dair … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/09/2007 tarihli ve 2007/383 esas, 2007/856 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, 05/07/2012 tarihli ve 28344 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun uyarınca yapılan uyarlama yargılaması neticesinde, adı geçen sanığın 5237 sayılı Kanun’un 163/3 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, anılan Kanun’un 51/1. maddesi gereğince hapis cezasının ertelenmesine ilişkin … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/04/2018 tarihli ve 2017/174 esas, 2018/180 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 19/04/2021 gün ve 94660652-105-34-1771-2021-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/06/2021 gün ve 2021/58892 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, adı geçen sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine, sanığa verilen hapis cezasının aynen infazına ilişkin … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 27/05/2020 tarihli ve 2017/174 esas, 2018/180 sayılı ek kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine dair mercii … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/12/2020 tarihli ve 2020/1028 değişik iş sayılı kararının, … 8. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 03/04/2018 tarihli ilk kararın kanun yararına bozma yoluyla bozulması hâlinde infaz kâbiliyetinin bulunmayacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;
… 8. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan uyarlama yargılamasında, sanık hakkında 6352 sayılı Kanun kapsamında ihtar şerhini havi davetiyenin 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca sanığın mernis adresine doğrudan tebliğ edilmesi sonrasında mahkumiyet kararı verildiği anlaşılmakta ise de; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mercii tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, ihtar şerhli davetiyenin ise doğrudan mernis adresine tebliğe çıkartıldığı, dolayısıyla yapılan tebligatın geçerli sayılamayacağının anlaşılması karşısında,
Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 09/04/2018 tarihli ve 2018/616 esas, 2018/4761 karar sayılı ilamında “Kurum zararının soruşturma aşamasında ödenmesi hâlinde TCK’nın 168/5. fıkrası gereğince kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gerekli olduğu, bu konuda soruşturma aşamasında yapılması gerekip yapılmayan usûl işlemlerin kovuşturma aşamasında tamamlanması sebebiyle bilirkişi tarafından normal tarifeye göre hesaplanan vergili ve cezasız kurum zararının, varsa daha önce yapılan ödemeler kurumdan sorulup mahsup edildikten sonra kalan miktar belirlenip, verilecek makul sürede ödenmesi hâlinde etkin pişmanlıktan faydalanabileceği, TCK’nın 168/5 ve CMK’nın 223/8. fıkraları uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediği için suç tarihine göre düşme kararı verileceği, ödenmediği takdirde yargılamaya devamla dosyadaki delillere göre hüküm kurulacağı tebliğ ve ihtar edilip yüze karşı ise talep etmesi hâlinde, tebligat yapılıyor ise makul bir süre verilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği halde, eksik kovuşturma ile mahkûmiyet hükmü kurulması,..” şeklinde belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un 168/5. maddesi uyarınca sanığa etkin pişmanlıktan yararlanabileceği hususu hatırlatılıp, talep etmesi hâlinde zararı gidermesi için kendisine süre verilerek sonucuna göre sanığın hukukî durumunun değerlendirilmesi gerektiği cihetle, somut olayda, sanığın bilirkişi tarafından normal tarifeye göre hesaplanan vergili ve cezasız kurum zararının, varsa daha önce yapılan ödemeler kurumdan sorulup mahsup edildikten sonra kalan miktar belirlenip, verilecek makul sürede ödenmesi hâlinde etkin pişmanlıktan faydalanabileceği hususunun usulüne uygun ihtar edilmesini müteakip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, sanığın yüzüne karşı verilen … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.09.2007 tarihli kararının kanun yolu bildiriminde “…tebliğinden itibaren..” ibaresinin kullanılarak yanıltıcı ifadede bulunulması sebebiyle, kararın sanığa tebliğ edilmesi gerektiği ancak tebliğ edildiğine ilişkin davetiyenin dosya arasında bulunmaması nedeniyle hükmün usulüne uygun kesinleşmediği belirlenmekle; kanun yaranına bozmaya gelen uyarlama kararı ile sonraki kararların da yok hükmünde olduğu anlaşıldığından, kanun yararına bozmaya konu yapılamayacak olması nedeniyle (…) 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2018 tarihli ve 2017/174 esas ve 2018/180 karar sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 20/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.