YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/16550
KARAR NO : 2021/20363
KARAR TARİHİ : 01.12.2021
Hırsızlık suçundan sanıklar…, …, … ve …’nün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1, 35/2 ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/11/2016 tarihli ve 2014/380 esas, 2016/664 sayılı kararını müteakip, aynı eylem nedeni ile açılan mükerrer dava sonucunda sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1, 35/2 ve 62. maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 17/05/2018 tarihli ve 2017/988 esas, 2018/817 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 03/06/2021 gün ve 20786-2020 -Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24/06/2021 gün ve 2021/76428 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, sanıklar hakkında 16/06/2014 tarihli hırsızlık suçundan dolayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/06/2014 tarihli ve 2014/86070 soruşturma, 2014/26408 esas, 2014/10140 sayılı iddianame ile açılan davanın yapılan yargılaması sonunda, Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/11/2016 tarihli ve 2014/380 esas, 2016/664 sayılı kararı ile sanıklara anılan suçtan verilmiş olan mahkumiyet kararının 04/03/2019 tarihinde kesinleşmiş olması karşısında; sanıklar hakkında aynı eylem sebebiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/09/2014 tarihli ve 2014/92837 soruşturma, 2014/34115 esas, 2014/16116 sayılı iddianame ile açılan ve Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/988 esas sayılı dosyası ile görülen mükerrer davanın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/7. maddesinde “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” hükmü gereğince reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanıkların yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilerek, mükerrer ceza tayininde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Mahkemenin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin bozması öncesi 15/11/2016 tarihli kararının sanık …’in yokluğunda verildiği, sanığa 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmakta ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine göre, öncelikle sanığın beyan ettiği, en son adrese tebliğ edilmesi, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilip, bu adrese tebligatın yapılması gerekirken doğrudan MERNİS adresine tebligat yapılması nedeniyle sanık …’e yapılan tebligatın usule uygun olmadığı,
2-Mahkemenin 17/05/2018 tarihli dosyanın karar duruşmasında …,Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılan sanık …’e 17.05.2018 tarihinde tefhim edilen hükmün yasa yolu bildiriminde CMK’nın 263’ncü maddesine göre “bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile kararı istinaf edebileceğinin belirtilmemesi nedeniyle” ve sanıklar … ve …’in yokluğunda verilen 17.05.2018 tarihli kararının cezaevinde olan sanıklara 5271 sayılı CMK’nın 35/son maddesi uyarınca kendilerine okunup anlatılmadan tebliğ edildiğinden, hükmün usulüne uygun tefhim ve tebliğ edilmediği ve bu nedenlerle kesinleşmediği belirlenmekle; kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2018 tarihli kararının sanıklar …, … ve …’e, Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.11.2016 tarihli kararının sanık …’e, usule uygun olarak (sanıkların cezaevinde olması halinde, cezaevindeki sanıklara CMK 263 ve 35. maddelerine göre tebliği, aksi halde son ifadelerinde bildirdiği son bilinen adreslerine kararın tebliği, bu adreslere de tebliğ yapılamaması halinde güncel MERNİS adreslerine tebliğ yapılmak suretiyle) tebliğ edilip, kesinleştirildikten sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olup, (ANKARA) 31. Asliye Ceza Mahkemesinin henüz kesinleşmeyen 17.05.2018 tarihli ve 2017/988 E., 2018/817 K. sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE,
3-Sanık … hakkında yapılan incelemede; dosya kapsamına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/7. maddesinde “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” hükmünün yer aldığı, sanık hakkında müşteki …’a yönelik hırsızlık suçundan dolayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/06/2014 tarihli ve 2014/86070 soruşturma sayılı iddianame ile açılan davanın yapılan yargılaması sonunda, Ankara 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/11/2016 tarihli ve 2014/380 esas, 2016/664 sayılı kararı ile sanığın anılan suçtan verilmiş olan mahkûmiyet kararının Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 04/03/2019 tarihli ve 2019/499 esas, 2019/390 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kararın kesinleşmiş olması karşısında; sanık hakkında aynı eylem sebebiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 16/09/2014 tarihli ve 2014/92837 soruşturma sayılı iddianamesi ile açılan Ankara 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/988 esas sayılı dosyası ile görülen mükerrer davanın,5271 sayılı Kanun’un 223/7. maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi nedeniyle sanık … hakkında (ANKARA) 31. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 17.05.2018 tarihli, 2017/988 esas ve 2018/817 karar sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (d) bendinin verdiği yetkiyle; açılan kamu davasının, CMK’nın 223/7. maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE, 01/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.