Yargıtay Kararı 2. Ceza Dairesi 2021/1879 E. 2021/11439 K. 07.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1879
KARAR NO : 2021/11439
KARAR TARİHİ : 07.06.2021

İşyeri dokunulmazlığını ihlâl etme suçlarından suça sürüklenen çocuk …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 116/4, 119/1-c, 31/2, 62/1 ve 52. maddeleri gereğince 6.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, suça sürüklenen çocuk …’nin, 5237 sayılı Kanun’un 116/4, 119/1-c, 31/3 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair … 2. Çcuk Mahkemesinin 25/04/2019 tarihli ve 2018/294 esas, 2019/200 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 30/12/2020 gün ve 94660652-105-38-18891-2020 Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22/01/2021 gün ve 2021/4279 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuk …’nın soruşturma aşamasında vermiş olduğu ifadesinde; “…saat gece 02:00 gibi ikametime giderken arkadaşım … ile karşılaştım, … hırsızlık yapacağını söyledi, ben de kendisine ne yaparsan yap ben karışmam dedim, … başlangıçta bir markete daha sonrada şuan ismini söylemiş olduğunuz… isimli iş yerine girdi, iş yerinin camını kaldırım taşı ile kırdı, içeriden 2 adet telefon ve 1 tane cüzdan aldı, bana herhangi bir şey vermedi, zaten ben olaya karışmayacağımı söylemiştim, sadece ben dışarıda bekledim…”, suça sürüklenen çocuk …’nin ise; “Ben kesinlikle Safir Kelle isimli iş yerine girmedim. Bu iş yerinden herhangi bir şey almadım. … ile görüşmüyorum. Hakkımda verdiği ifadeyi kabul etmiyorum.” şeklinde beyanda bulundukları, suça sürüklenen çocukların kovuşturma aşamasında yapmış oldukları savunmalarında da savcılıkta vermiş oldukları ifadelerini tekrar ettiklerini beyan ettikleri, Mahkemece suça sürüklenen çocuklara zorunlu müdafii olarak Avukat …’nun atandığı, suça sürüklenen çocukların savunmalarından da anlaşılacağı üzere, aralarında menfaat çatışması bulunması sebebiyle, suça sürüklenen çocuklara ayrı müdafi görevlendirilmesi gerektiği gözetilmeyerek 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 38 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 152. maddelerine aykırı davranılarak karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece suça sürüklenen çocuklara zorunlu müdafii olarak Av. …’nun atandığı, suça sürüklenen çocuk …’nın soruşturma aşamasında vermiş olduğu ifadesinde “…saat gece 02:00 gibi ikametime giderken arkadaşım … ile karşılaştım, … hırsızlık yapacağını söyledi, ben de kendisine ne yaparsan yap ben karışmam dedim, … başlangıçta bir markete daha sonra da şuan ismini söylemiş olduğunuz… isimli iş yerine girdi, iş yerinin camını kaldırım taşı ile kırdı, içeriden 2 adet telefon ve 1 tane cüzdan aldı, bana herhangi bir şey vermedi, zaten ben olaya karışmayacağımı söylemiştim, sadece ben dışarıda bekledim…” şeklinde beyanda bulunduğu; suça sürüklenen çocuk …’nin ise soruşturma aşamasındaki ifadesinde “…Ben kesinlikle Safir Kelle isimli iş yerine girmedim. Bu iş yerinden herhangi bir şey almadım. … ile görüşmüyorum. Hakkımda verdiği ifadeyi kabul etmiyorum…” şeklinde beyanda bulunduğu, suça sürüklenen çocukların kovuşturma aşamasında yapmış oldukları savunmalarında da savcılıkta vermiş oldukları ifadelerini tekrar ettiklerini beyan ettikleri anlaşılmakla; suça sürüklenen çocuklar arasında menfaat çatışması olduğu nazara alınarak her iki suça sürüklenen çocuğa ayrı müdafii atanarak suça sürüklenen çocukların hukuki durumunun buna göre değerlendirilmesi gerekirken suça sürüklenen çocukların aynı avukat tarafından temsil edilmeleri suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 152. maddesine ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 38. maddesine aykırı davranılması nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, suça sürüklenen çocuklar hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçu ile ilgili olarak (…) 2. Çocuk Mahkemesinden verilip kesinleşen 25.04.2019 tarihli ve 2018/294 E., 2019/200 K. sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 07/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.