YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1942
KARAR NO : 2021/11051
KARAR TARİHİ : 01.06.2021
Tehdit, hakaret, mala zarar verme ve kasten yaralama suçlarından hükümlü …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1, 125/1, 151/1, 168/2, 86/2, 21/2, 43/1 (2 kez), 62/1 (4 kez) ve 52/2. (4 kez) maddeleri uyarınca 3.740,00 Türk lirası, 1.860,00 Türk lirası ve 1.000,00 Türk lirası (2 kez) adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 14/02/2012 tarihli ve 2011/512 esas, 2012/66 sayılı kararının hakaret, mala zarar verme ve kasten yaralama suçları yönünden miktar itibarıyla kesin olması sebebiyle; tehdit suçu yönünden ise Yargıtay 23. Ceza Dairesinin 11/06/2015 tarihli ve 2015/18156 esas, 2015/2528 karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleşmesini müteakip, 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde anılan suçların uzlaştırma kapsamına alındığı ve taraflar arasında 28/08/2019 tarihli uzlaştırma raporu düzenlendiği gerekçesiyle kamu davasının düşürülmesine ilişkin … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/09/2019 tarihli ve 2011/512 esas, 2012/66 sayılı ek kararı takiben, hükümlünün ödediği adli para cezalarının iadesi yönündeki talebinin reddine dair … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/06/2020 tarihli ve 2011/512 esas, 2012/66 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın kabulüne ilişkin … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/08/2020 tarihli ve 2020/542 değişik iş sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 13/01/2021 gün ve 16717-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04/02/2021 gün ve 2021/9614 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Tehdit, hakaret, mala zarar verme ve kasten yaralama suçlarından sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/1, 125/1, 151/1, 168/2, 86/2, 21/2, 43/1 (2 kez), 62/1 (4 kez) ve 52/2. (4 kez) maddeleri uyarınca 3.740,00 Türk lirası, 1.860,00 Türk lirası ve 1.000,00 Türk lirası (2 kez) adli para cezaları ile cezalandırılmasına dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 14/02/2012 tarihli ve 2011/512 esas, 2012/66 sayılı kararının hakaret, mala zarar verme ve kasten yaralama suçları yönünden miktar itibariyle kesin olması sebebiyle; tehdit suçu yönünden ise Yargıtay 23. Ceza Dairesinin 11/06/2015 tarihli ve 2015/18156 esas,
2015/2528 karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleşmesini müteakip, 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde anılan suçların uzlaştırma kapsamına alındığı ve taraflar arasında 28/08/2019 tarihli uzlaştırma raporu düzenlendiği gerekçesiyle kamu davasının düşürülmesine ilişkin … 1. Asliye Asliye Ceza Mahkemesinin 23/09/2019 tarihli ve 2011/512 esas, 2012/66 sayılı ek kararı takiben, hükümlünün ödediği adli para cezalarının iadesi yönündeki talebinin reddine dair … 1. Asliye Asliye Ceza Mahkemesinin 01/06/2020 tarihli ve 2011/512 esas, 2012/66 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın kabulüne ilişkin … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/08/2020 tarihli ve 2020/542 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Adli para cezalarının iadesine ilişkin … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/09/2020 tarihli ve 2011/512 esas, 2012/66 sayılı ek kararının, asıl kararın kanun yararına bozulması halinde yok hükmünde olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;
Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 17/02/2020 tarihli ve 2020/523 esas, 2020/2100 karar sayılı ilamında “…5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254. maddelerinde düzenlen uzlaşma, sadece sanığa değil aynı zamanda ve öncelikle, mağdurun zedelenen hukukunun düzeltilmesine hizmet amacı gütmesi ve biçimi itibariyle bir ceza yargılaması müessesesi olsa da, fail ile devlet ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi ceza hukukunu da ilgilendirmesi nedeniyle karma bir hukuki niteliğe haiz olduğundan, uzlaşma hükümlerinin yalnızca yürürlüğe girdikleri sıradaki işlem ve olaylar bakımından değil, TCK’nın 7/2. maddesi gözetilerek, sanık lehine olması halinde kesinleşmiş, infaz edilmekte ve hatta infaz edilmiş hükümlere de uygulanabileceği, nitekim 5271 sayılı CMK’nın 253/4. maddesi gereğince kabul edip etmemekte tarafların iradesi esas alındığından ve aynı kanunun 254/2. maddesinde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine; edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde ise, sanık hakkında, CMK’nın 231’inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verileceğinin hükme bağlanmış olması nedeniyle, infaz edilen hükümlerde uzlaştırma yoluna gidilip de düşme kararı verildiğinde, 5352 sayılı Kanun’da belirtilen şartlara bakılmaksızın hüküm adli sicil ve arşiv kaydından silineceğinden, mahkûmiyete bağlı bazı hak yoksunluklarına maruz kalmayacağı gibi sonrasında başka bir suç işlemesi halinde, tekerrür, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi veya erteleme gibi hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağını doğrudan etkileyeceği…” şeklindeki açıklamalar karşısında, uzlaştırmanın hem maddi hem şekli ceza hukukunu ilgilendirdiği, kesinleşen cezalar bakımından da uyarlama yargılaması yapılarak uzlaştırmanın
sağlanması halinde düşme kararı verilebileceği, somut olayda anılan mahkumiyetlerin kesinleşerek infazlarının tamamlandığı, uzlaştırmanın mahiyeti gereği düşmesine karar verilen mahkumiyetlerin suç olmaktan çıkartılmadığı, uzlaştırma sonucunda davanın düşmesine karar verildikten sonra sanık hakkında 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nda belirtilen şartlara bakılmaksızın, düşme kararında belirtilen suç veya suçların adli sicil ve arşiv kaydından silinebileceği, ödenmiş ve infazı bitmiş olan adli para cezasının iadesine karar verilemeyeceği gözetildiğinde, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Adli para cezalarının iadesine ilişkin … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/09/2020 tarihli ve 2011/512 esas, 2012/66 sayılı ek kararının, merci … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/08/2020 tarihli ve 2020/542 değişik iş sayılı kararın kanun yararına bozulması halinde yok hükmünde olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;
Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 17/02/2020 tarihli ve 2020/523 esas, 2020/2100 karar sayılı ilamında “…5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254. maddelerinde düzenlen uzlaşma, sadece sanığa değil aynı zamanda ve öncelikle, mağdurun zedelenen hukukunun düzeltilmesine hizmet amacı gütmesi ve biçimi itibariyle bir ceza yargılaması müessesesi olsa da, fail ile devlet ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi ceza hukukunu da ilgilendirmesi nedeniyle karma bir hukuki niteliğe haiz olduğundan, uzlaşma hükümlerinin yalnızca yürürlüğe girdikleri sıradaki işlem ve olaylar bakımından değil, TCK’nın 7/2. maddesi gözetilerek, sanık lehine olması halinde kesinleşmiş, infaz edilmekte ve hatta infaz edilmiş hükümlere de uygulanabileceği, nitekim 5271 sayılı CMK’nın 253/4. maddesi gereğince kabul edip etmemekte tarafların iradesi esas alındığından ve aynı kanunun 254/2. maddesinde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine; edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde ise, sanık hakkında, CMK’nın 231’inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verileceğinin hükme bağlanmış olması nedeniyle, infaz edilen hükümlerde uzlaştırma yoluna gidilip de düşme kararı verildiğinde, 5352 sayılı Kanun’da belirtilen şartlara bakılmaksızın hüküm adli sicil ve arşiv kaydından silineceğinden, mahkûmiyete bağlı bazı hak yoksunluklarına maruz kalmayacağı gibi sonrasında başka bir suç işlemesi halinde, tekerrür, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi veya erteleme gibi hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağını doğrudan etkileyeceği…” şeklindeki açıklamalar karşısında, uzlaştırmanın hem maddi hem şekli ceza hukukunu ilgilendirdiği, kesinleşen cezalar bakımından da uyarlama yargılaması yapılarak uzlaştırmanın
sağlanması halinde düşme kararı verilebileceği, somut olayda anılan mahkumiyetlerin kesinleşerek infazlarının tamamlandığı, uzlaştırmanın mahiyeti gereği düşmesine karar verilen mahkumiyetlerin suç olmaktan çıkartılmadığı, uzlaştırma sonucunda davanın düşmesine karar verildikten sonra hükümlü hakkında 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nda belirtilen şartlara bakılmaksızın, düşme kararında belirtilen suç veya suçların adli sicil ve arşiv kaydından silinebileceği, ödenmiş ve infazı bitmiş olan adli para cezasının iadesine karar verilemeyeceği gözetildiğinde, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, (…) 3. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 07/08/2020 tarihli ve 2020/542 Değişik İş sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 01/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.