YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1946
KARAR NO : 2021/11055
KARAR TARİHİ : 01.06.2021
Hırsızlık suçundan sanık … …’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h ve 143/1. maddeleri gereğince 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/07/2019 tarihli ve 2019/231 esas, 2019/558 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 14/01/2021 gün ve 18094-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04/02/2021 gün ve 2021/8616 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Nitelikli hırsızlık suçundan sanık … …’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h ve 143/1. maddeleri gereğince 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/07/2019 tarihli ve 2019/231 esas, 2019/558 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
1-Sanık hakkında çıkarılan yakalama emrinin 06/07/2019 tarihinde yerine getirilerek savunmasının … 4. Asliye Ceza Mahkemesince celse açılmak suretiyle alındığı, bu duruşmada sanığın savunması alınmakla beraber duruşmalardan bağışık tutulmaya yönelik bir talebinin bulunmadığı ve 02/07/2019 tarihli “birinci” celsede belirlendiği üzere bir sonraki duruşma tarihinin 24/10/2019 olarak duruşma tutanağına geçirildiği, belirlenen bir sonraki duruşma tarihinden önce yeniden duruşma açılarak 09/07/2019 tarihinde mahkemece sanığın yokluğunda mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmakla, belirtildiği şekilde sanığın savunma hakkı kısıtlanarak haberdar edildiği duruşma gününden önce resen duruşma açılarak yokluğunda karar verilmesinde,
2-… 4. Asliye Ceza Mahkemesinde 06/07/2019 tarihinde alınan savunmasında sanığın, müştekinin zararını gidermek istediği belirtmesi karşısında; mahkemece gerçek zarar tespit edilerek, ödeme yeri de belirlenmek suretiyle sanığa makul bir süre içerisinde zararı tazmin etme imkanı sağlanıp sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un 168. maddesinde tanımlanan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma olanağının tartışılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, sanık … …’nin yokluğunda verilen … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.07.2019 tarihli kararının sanığın duruşmada beyan ettiği adresine tebligat çıkarıldığı, adresinin kapalı olduğu ve çarşıda olduğunun öğrenilmesi üzerine Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre tebligat yapıldığı, sanığa haber verilmesi için komşuya bildirimde bulunulduğu, haber verilen komşunun (imzasının olmadığı) imzadan imtina etme hali varsa buna ilişkin şerhin tebligat parçasında yer almadığının anlaşıldığı, ayrıca Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre de 03/10/2019 tarihinde tebligat yapıldığı ancak UYAP’tan yapılan incelemede sanığın bu tarihte cezaevinde olması nedeniyle tebligatın usulsüz olduğu ve gerekçeli karar tebliği işlemi geçersiz olduğundan hükmün usulüne uygun kesinleşmediği belirlenmekle; kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, … 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.07.2019 tarihli kararının sanık … …’ye tebliğ edilip, usulüne uygun olarak kesinleştirildikten sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olup, (…) 5. Asliye Ceza Mahkemesinin henüz kesinleşmeyen 09.07.2019 tarihli ve 2019/231 Esas, 2019/558 Karar sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 01/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.