YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22689
KARAR NO : 2022/495
KARAR TARİHİ : 12.01.2022
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Devletin egemenlik alametlerini alenen aşağılama, hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dairemizin 07/07/2021 tarihli eksikliğin giderilmesine ilişkin kararı üzerine mahallince gerekçeli kararın suçtan zarar gören Sağlık Bakanlığına tebliğ edildiği, Bakanlık vekilinin sunduğu 30/09/2021 tarihli dilekçesinde temyiz isteminin reddi ile kararın onanmasına karar verilmesinin talep edildiği, suçtan zarar görenin temyiz isteminin bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
I- Devletin egemenlik alametlerini alenen aşağılama suçundan kurulan hükme ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;
Suç tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan TCK’nın 300/1, 31/3. maddelerinde belirtilen suç için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun’un 66/1-e, 66/2. maddelerinde belirtilen 5 yıl 4 aylık dava zamanaşımının, zamanaşımını kesen son işlem olan 18/05/2016 tarihli mahkumiyet hükmünden itibaren inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,
II- Hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan hükümlere ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20/11/2018 tarihli ve 2016/6-986 E., 2018/554 K. sayılı içtihadında belirtildiği üzere 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri uyarınca; fiil işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması,
2- Suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde Aile Sağlığı Merkezi önündeki bayrak direğinin ipini çaldığı, kolluk görevlilerince düzenlenen 21/01/2015 tarihli tutanağa göre 24 metre ipin değerinin 24,00 TL olduğunun anlaşıldığı olayda; suça konu ipin tespit edilen değeri göz önüne alınarak, suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçu yönünden 5237 sayılı TCK’nın 145. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- İş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan hüküm kurulurken, hüküm fıkrasında suç adının konut dokunulmazlığının ihlali olarak ve uygulama maddesinin TCK’nın 116/4. maddesi yerine aynı Kanun’un 116/1-4. maddesi olarak yanlış gösterilmesi,
4- Dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuk …’in suç tarihinde saat 19.20 sıralarında, Torbalı 3. No’lu Aile Sağlığı Merkezinin etrafı bahçe duvarı ile çevrili bahçesine girdiği, tanık sıfatıyla beyanları alınan … ve …’ün dışarda bekledikleri, suça sürüklenen çocuk …’in, bayrak direğinin ipini kesip aldıktan sonra dışarı çıktığı ve tanıklarla olay yerinden ayrıldığı, dosya içerisindeki CD Çözüm Tutanağına göre, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen temyiz dışı suça sürüklenen çocuk … ve arkadaşlarının ise daha sonra söz konu aile sağlığı merkezine girdiklerinin anlaşıldığı olayda, suça sürüklenen çocuk … hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçunda TCK’nın 119/1-c. maddesinin uygulanma koşullarının ne şekilde oluştuğunun karar yerinde denetime olanak verecek şekilde tartışılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
5- İş yeri dokunulmazlığının ihlali suçu yönünden suça sürüklenen çocuk hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde sayılan nesnel ve öznel koşulların değerlendirilip buna ilişkin gerekçelerin gösterilmesi gerektiği, suça sürüklenen çocuğun adli sicil kaydına göre daha önce kasıtlı suçtan mahkumiyetinin bulunmadığı, adli sicil kaydındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin ilamın kesinleşme tarihinin 01/11/2012 olduğu ve bu tarih itibariyle 6545 sayılı Yasa ile değişik CMK’nın 231/8. maddesi ikinci cümlesinin yürürlükte bulunmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi için aranan 5271 sayılı CMK’nın 231/6-a maddesinde gösterilen “kasıtlı suçtan mahkum olmama” nesnel koşulunun bulunduğu, iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçunun zarar doğurmaya elverişli suçlardan olmaması nedeni ile de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin nesnel (objektif) koşullardan bir diğeri olan müşteki kurumun maddi bir zararının olmadığı da gözetilerek, suça sürüklenen çocuk hakkında 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen, “sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” öznel (sübjektif) koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken “…daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşıldığından ve 6545 sayılı Yasayla değişik CMK’nın 231/8. maddesi gereğince de denetim süresi içerisinde ikinci kez hükmün açıklanması geri bırakılamayacağından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına” biçimindeki yeterli olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 12/01/2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.