YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4211
KARAR NO : 2021/11642
KARAR TARİHİ : 08.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile TCK’nın 53. maddesinde yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Sanığın, katılan …’e ait aracı çalması biçimindeki eyleminde, sanığın, katılanın akrabası olan tanık …’ten alacağına karşılık …’e ait olduğunu zannettiği aracı aldığını savunduğu, suça konu aracın katılan adına kayıtlı olmakla birlikte tanık …’in kullanımında olduğu, sanığın aracın katılana ait olduğunu bilebilmesinin mümkün olmadığından eylemin …’e yönelik olarak yapıldığını kabulde zorunluluk bulunduğunun anlaşılması karşısında; eylemin TCK’nın 144/1-b maddesinde düzenlenen suç tipine uyduğu gözetilmeden suç vasfının belirlenmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- “1” numaralı bozma nedeni doğrultusunda, 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, anılan maddenin 3. fıkrasında yer alan “soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olsa bile etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlarda … uzlaştırma yoluna gidilemez” hükmündeki “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen” ibaresinin metinden çıkarılması nedeniyle sanığın eylemine uyan TCK’nın 144/1-b. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre;
3-Dosya kapsamına ve oluşa göre araç üzerinde yapılan incelemede düz kontak yapılıp yapılmadığına dair bir tespitin bulunmadığı, katılanın ifadesinde aracını park ederken kilitleyip kilitlemediği ve kontak anahtarının kendisinde olup olmadığına dair bir beyanının da bulunmadığının anlaşılması karşısında; her ne kadar anahtarın aracın çalındığı yer olan Saray Petrol’e bırakıldığı belirtilmişse de tüm bu hususlar hakkında katılanın ifadesi tekrar alınarak, sanığın aracı nasıl çaldığının tespiti açısından gerekirse bilirkişi marifetiyle incelenip sonucuna göre; suça konu aracın kontak anahtarı üzerinde bırakıldığının tespiti halinde eylemin TCK’nın 141/1. maddesi,düz kontak yapılmak suretiyle çalındığının tespiti halinde eylemin TCK’nın 142/1-b maddesi ve taklit anahtar kullanılarak çalınması halinde ise eylemin 142/2-d maddesinde düzenlenen suçu oluşturacağı gözetilmeden eksik kovuşturma ile suç vasfının belirlenmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde TCK’nın 142/1-e maddesiyle uygulama yapılarak karar verilmesi,
4-Sanığın kovuşturma aşamasında verdiği ifadesinde suça konu aracı araştırıp bularak çalınan yere bırakıp polise ihbarda bulunarak teslim ettiğini belirttiği, evraklardan da anlaşılacağı üzere araca kovuşturma aşaması olan 08/05/2012 tarihinde yapılan ihbar üzerine hasarlı halde ulaşıldığı anlaşılmakla; kovuşturma aşamasında gerçekleşen kısmi iade nedeniyle katılandan, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızasının bulunup bulunmadığı sorularak sonucuna göre 5237 sayılı TCK’nın 168/2-4. hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,
5- İddianame içeriğine göre sanık hakkında TCK’nın 144/1-b. maddesinin uygulanması talep edildiği halde uygulanmaması ihtimaline binaen ek savunma hakkı verilmeden sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 144/1-b maddesinin uygulanmaması suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK. 326 son maddesi gözetilerek kazanılmış hakkın korunmasına, 08.06.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.